yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
23 Ağustos 2019 Cuma
SON HABERLER
Kathmandu’nun Ek Yeri: Meditasyon… Zeki KIVRAK

Kathmandu’nun Ek Yeri: Meditasyon… Zeki KIVRAK

Mutluluğun sırrı “sıfırlanmış beyin”de imiş. Budha böyle buyurmuş.

Himalayaların eteğindeki Feva gölü kıyısında, serin mango ağaçları gölgesinde derin felsefik tartışmalara daldığımız budist rahibin yalancısıyım. Ne diyeyim, doğrudur herhalde. Kafayı kırarak huzur bulmak için dünyanın çatısında meditasyona yatan, kimi gençlik bunalımlı, kimi okul kaçkını, kimi kart ama çoğu aile parası çarçurcusu binlerce batılı avarenin bir bildiği olmalı.

Ne var ki lafım onlarla ilgili değil. Derdim Nepal fakiriyle.

THY nin dev A330 uçağı ile yarım saat kadar bulutların üstünde turladıktan sonra güçlükle, Budha’nın doğduğu ülke başkentinin küçücük havaalanına indik, pistin sonuna doğru güçlükle durabildik. İki ay kadar önce durmayı beceremeyip çamura saplanan bir başka A330 gövdesinin yanıbaşına parkettik. Üzerindeki “Turkish Airlines”yazısı silinmiş, motorları sökülmüş uçağı lalesinden tanıyabildim.

Havaalanından çıkar çıkmaz yüzünüze çarpan is kokusu, toz, eksoz gazı nefes almanızı güçleştiriyor. Sokaklardaki insanların bir kısmı maske kullanmak zorunda, solunum ile ilgili hastalıklar öylesine yaygın.

Trafik ise gerçek bir muamma. Dört milyonluk koca şehirde trafik ışığı neredeyse hiç yok. Ortadaki beyaz bölme çizgisinin anlamı kalmamış, sağdan soldan sürekli ihlal ediliyor. Ama bir şekilde akıyor işte. Nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde akmayı becerebilen, çoğunluğu motosiklet, motosiklet bozması küçük araba ve yayalardan mürekkep trafik öylesine karmaşık ve klakson sesleri öylesine ürkütücü ki, tüm eski ingiliz sömürgelerinde olduğu gibi soldan aktığını anlamanız epey zaman alıyor. Kavşaklardaki görüntüleri you tube’de görmüş olmalısınız. Ortada çaresiz bir polis, sağdan soldan kavşağa dalmaya çalışan binlerce motosikletli, tam bir arapsaçı, tam bir çılgınlık hali.

Yol kenarlarındaki açık alanlarda kurulmuş çadırkentler, acı depremin hatırlatıcıları. Altıbin kişinin canverdiği depremin üzerinden iki aydan fazla zaman geçmiş. Geride kalanlar yaşam kavgasına kaldıkları yerden devam ediyorlar. Daracık yollar, herbiri birbirinden farklı ve uyumsuz binalar, sağda solda temizlenmeye çalışılan bina enkazları, tuğla yığıntıları deprem zararının gerçek boyutlarını algılamanızı zorlaştırıyor.

Binaların birbirleri ile uyumsuzluğu inanılmaz. Çoğu derme çatma görünümlü, ama dikkatlice bakıldığında herbiri üzerinde özenle emek sarfedilerek süslenmeye çalışılmış yapılar benim estetik anlayışıma pek uymadı. Olmamış. Kendimi gecekondulardan oluşan bir koca şehirde hissettim. Yazı girişinde meditasyona çakma nedenim de bu.

İngilizlerin fazlaca ince düşünüp isyana misyana kalkışmasınlar diye sömürgelerindeki hintlilere sayfa sayfa logaritma tabloları ezberlettikleri söylenir. (Yeni kuşak logaritma tablosunu da bilmez. Hesap makinalarının olmadığı dönemde, logaritma hesaplarını yapabilmek için matematik kitaplarının sonundaki sayfalarca sadece sayılardan oluşan tabloları kullanırdık. Şimdi telefon veya bilgisayardaki tek tuşla bir sayının logaritmasını buluveriyorsunuz.) Buyrun size meditasyonun kralı. İngiliz taktiği tutmuş olmalı ki hintli canlar asırlar boyu ingiliz mezalimine boyun eğmiş.

Meditasyon, yani Sıfırlanmış Beyin demek, düşünmemek demek. Düşünmemek demek, yaratmamak demek. Yaratıcılık olmayınca da hiçbir şeyin tadı tuzu olmuyor. Hayır işin ilginç yanı, binalarını süslemeye çalışırken birşeyler yaratmaya çalışmışlar. Çok zaman harcadıkları ayrıntılardan belli. Meditasyon ile uyuşturulan beyinlerin ulaşabildiği yaratıcılık işte böylesine kısır. Kaldığım bir haftalık süre içinde edindiğim birkaç Nepal ‘li dost bağışlasın, zevksizlik dizboyu.

Pislik te yenilir yutulur boyutlarda değil. Lağımların ve yakılmış ölü küllerinin karıştığı derelerde alınan duşlar, yıkanılan çamaşırlar, yemeklerdeki ağır koku, ve inanılmaz bir tükürme furyası, hele o gırtlaktan çıkarılan sesle iki metre uzağa püskürtülen tükürük yok mu, ilk başta hemen bırakıp kaçasınız geliyor ama sonra alışıyorsunuz.

Üç yıldızlı otelin duşundan akan su sarı. Üç gün duş alamadım. Dişlerimi şişe suyu ile fırçaladım. Su kıt olsa anlayacağım da, dağlardan akan şırıl şırıl dereler, kocaman nehirler, sürekli ıslak toprak, iki metre kazsan su fışkırır, her gün şakır şakır yağan yağmur, hiçbir şey yapamıyorsan tertemiz bir tankta depola, bütün yıl kullan, anlamak mümkün değil. Tek suçlayabileceğim Budizm ‘in mutluluk adına sıfırladığı beyinler, yani meditasyon.

Ne var ki herşeye rağmen Nepal bir dünya cenneti. Beşerin yarattığı herşey ne kadar çirkin ve zevksizse, Cenab-ı Allah’ın yarattığı her şey o kadar muhteşem ve etkileyici. O mucizeler de başka bir yazının konusu.

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*