yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
2 Haziran 2020 Salı
SON HABERLER
KARANTİNA ADASINDAKİ TAHAFFUZHANE yeniden gündemde

KARANTİNA ADASINDAKİ TAHAFFUZHANE yeniden gündemde

18.yy ortalarına doğru Avrupa ve Asya’da  veba ve kolera başta olmak üzere pek çok salgın hastalık görülür. O dönemlerde bu hastalıklardan korunmak amacıyla  tüm şehirlere giriş çıkışlar sıkı bir denetim altında tutulmakta ve bu salgın  hastalıklara karşı her Türlü önlem alınmaya çalışılmaktaydı. Şehirlerde bu kadar çok önlem alınmasına karşın hastalıklar  deniz ticaretinde kullanılan gemiler ve gemi personeli tarafından başka ülkelerden taşınarak, büyük salgınlara yol açar. Avrupa ülkeleri de gemilerle kendilerine ulaşan bu salgın hastalıklardan korunmak amacıyla dış ülkelerden gelen gemileri limana girmeden önce  40 gün kadar açık denizde bekletmekteydi. Daha sonra bu uygulamadan vaz geçilerek gemi personelinden hastalık şüphesi olduğu düşünülenler, yaklaşık yedi gün gözlem altında tutulduktan sonra işlerinin başına dönmesine izin verilmekteydi. Bunu  uygulamak içinde hastane yerleşiminden ayrı olarak  karantina  denilen binalar inşaa edilir ve hastalık şüphesi taşıyanlar, diğer arkadaşlarından izole edilerek uygun bir süre buralarda tutulurlardı.


Buradaki karantina binaları Osmanlılar tarafından Fransızlara yaptırılmıştır. Binalar hazırlanınca sahil ve hudutlar sağlık ekipleri tarafından   başlayan çalışmalar  1950 senesine kadar  aralıksız olarak sürdürüldü. Karantina sistemi şu şekilde işlemekteydi. Karantina adasına yanaşan gemiden indirilen yolcular ve gerektiği durumlarda  gemi personeli ilk olarak soyunma odasına alınır. Burada ilk olarak  Kıyafetlerini çıkartıp özel  filelerin içerisine koyarlardı. Soyunma yerindeki dönen dolap sistemiyle odanın diğer tarafında bulunan görevli bu kıyafetleri alarak 360 derece dönen ve sıcak hava içeren dolaplara yerleştirip dezenfeksiyon işlemine başlardı. Sadece peştemal ve takunya giyen yolcular özel duş odalarına alınır, burada sabunla ve özel dezenfektanlarla duş yaptırılırdı. Giyinen yolcular doktor muayenesinden geçtikten sonra sağlam olanlar yollarına devam eder hasta olanlar ise tedavi edilmek amacıyla özel bölmelerde kontrol altında tutulurlardı.

Bu sırada vefat etmeleri durumunda ise özel olarak sönmüş kireç dökülmüş olan mezarlara ve mümkün olduğunca derine gömülerek izole edilmeye çalışılırdı. Eşyaların mikroplardan arındırılması sırasında kıyafetler 120 derecede buharla sterilize edildiği için ıslanmıyor ve yolcuların tekrar giyilmesine olanak veriliyordu. Yolcuların kıyafetleri bu sterilizasyon sırasında ipekli ve normal olarak ikiye ayrılır. İpekli olanların zarar görmemesi için ayrı ve özel olarak bu işleme tabi tutulurdu.

ı

ABD İLE HIRVATİSTAN’DAKİLERLE BİRLİKTE DÜNYADAKİ 3 ADA TAHAFFUZHANESİNDEN BİRİ OLAN URLA TAHAFFUZHANESİ

Mübadele zamanlarında kullanımları sıkça söz konusu olmuştur. “tahaffuz” kelimesi “muhafaza” kelimesinden gelmektedir.

Dolayısıyla “tahaffuzhane” kelimesi günümüz Türkçe’sine “koruma evi” olarak çevrilebilir.

 Bir anlamda “karantina evi” de denebilir.

Yolcuları ve personeli arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların tedavi edilmeleri için 1865’te Urla ilçesi açıklarına inşa edilen tahaffuzhane, hem Anadolu’yu hem de Balkanlardan hacca gideceklerin durağı olması nedeniyle kutsal toprakları da hastalıklardan korudu.

Osmanlı Devleti zamanında veba, tifo, tifüs gibi ölümcül hastalıkların yayılmasını önlemek için inşa edildi. Başka ülkelerden Osmanlı topraklarına gelen misafirler ve hacdan dönen vatandaşların gemilerden indirilerek filikalarla taşındığı tahaffuzhanede gelen misafirler banyolarda temizlenir, kıyafetleri ve eşyaları da buharlı kazanlarda sterilize edilirdi.

Gelenler arasından hastaların tedavileri de yine bu adada yapılırdı. Karantina Adası, daha sonra burada inşa edilen Urla Devlet Hastanesi ile uzun yıllar vatandaşlara hizmet etti.

Hastanenin yeni binasına taşınmasının ardından ise tarihi ada halk sağlığı ve uluslararası alanda eğitim merkezi olarak hizmet vermeye başladı.  ılırken, belli bir süre karantina altında tutulduktan sonra Osmanlı topraklarına alınıyordu.

Karantina Adası, daha sonra burada inşa edilen Urla Devlet Hastanesi ile uzun yıllar vatandaşlara hizmet etti.

Hastanenin yeni binasına taşınmasının ardından ise tarihi ada halk sağlığı ve uluslararası alanda eğitim merkezi olarak hizmet vermeye başladı.

 Ülkemizde bugün ayakta kalmış iki karantina binası, yaygın adıyla iki tahaffuzhane  bize bir zamanların karantinalı günlerini hatırlatıyor.

Tuzla Tahaffuzhanesi ve Urla’daki Klazomen Tahaffuzhanesi.

Hakkında Yasemin Tutal

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*