yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
14 Ekim 2019 Pazartesi
SON HABERLER
KAPI AÇAN KADINLAR

KAPI AÇAN KADINLAR

    ”Ben kuş değilim ve hiçbir ağ beni kapana kıstıramaz; özgür iradesi olan özgür bir bireyim ben.”

    Bu sözler Viktorya Döneminde cinsiyet ayrımcılığına karşı ciddi bir duruş sergilemiş olan Bronte kardeşlerden Charlotte Bronte’ye aittir ve şimdilerde çevirisini yaptığım Jane Eyre kitabından alınmıştır. Bronte’nin asi kızı Jane, tüm ezilenler adına konuşmaktadır ve konuşmaya başladığı anda gelen uyanışa ve ”görünmez zincirleri kıran garip özgürlük hissine” kendisi de şaşırmaktadır. Öte yandan bu sözler, Karl Marks’ın bir yıl sonra yayınlayacak olduğu manifesto kadar da güçlüdür. 19. yüzyılda yaşayan Bronte kardeşler; Emily, Charlotte ve Ann, kadın hareketinin öncülerinden sayılabilirler. Daha önce Islık Yayınlarından çıkan Emily Bronte, Uğultulu Tepeler çevirimin önsüzünde de belirttiğim üzere, içinde bulundukları çağda kadınlar ancak evlenerek varlık gösterebiliyorken, bu kız kardeşler isimlerinin baş harflerinden oluşturdukları erkek isimleriyle bir şiir kitabı çıkarırlar; bu bir anlamda, kendi dönemi içinde, toplumsal cinsiyet ayrımcılığına gerçek anlamda bir başkaldırıdır. 

    İngiltere Yorkshire’ındaki büyük bir kütüphaneye sahip papaz evlerinde mütevazi ve sakin bir hayat sürerken son derece tutkulu, insanın en derin duygularına göndermeler yapan romanlar yazarlar. Letters from a War Zone adlı derlemesinde Dworkin, Uğultulu Tepeler’i çözümlerken, ”erkeklerin nefreti nasıl bir etik olarak öğrendiklerini”, ”erkeklerdeki sadizmin, başka erkeklerin fiziksel ve psikolojik aşağılaması ve taciziyle nasıl oluşturulduğunu” göstermesi açısından önemli olduğunu söyler. Dahası, erkeklerin ve kadınların aşk ilişkilerinde insan olarak birbirleriyle kurmaları gereken ilişki modelini örneklendirdiği için Emily Bronte’den övgüyle bahseder.  

    Erkek egemen toplumda, toplumsal cinsiyet ayrımıncılığına değinen bir başka yapıt da Kendine Ait Bir Oda’dır. Bu kitap, Virgina Woolf’un 1928 yılında Cambridge’deki iki kız üniversitesinde yaptığı konuşma sonucunda şekillenmiş, kadınlara seçme ve seçilme özgürlüğü verildikten bir yıl sonra da yayınlanmıştır; yazıldığı günden bu yana kadınlara herkes için eşit ve adil bir dünya kurma mücadelesine katılma çağrısında bulunan bir baş yapıt olarak günümüzde hala güncelliğini korumaktadır. Woolf kitabında şöyle seslenir: ”Bütün kütüphanelerinize kilit vurun isterseniz ama benim zihnimin özgürlüğüne ne bir kilit ne bir sürgü vardır vuracağınız, ne de bir kapı üzerine kapatacağınız…” 

     Woolf’un da istediği gibi, dünün kadınları bugünün kadınlarına birçok alanda kapılar açmış bulunmakta.

     10 Ekim 1987 tarihinde aramızdan ayrılan Behice Boran da öyle; o da dünün kapı açan aydınlık kadınları arasında. Türkiye’de, 49 yıl önce parti başkanı olan ilk Türk kadını olarak inandığı uğurda mücadele ederek yaşamış, dirençli kadınlardan. Çetin Altan, Behice Boran için şöyle der: “Türkiye’nin siyasal tarihinden, çöl ortasında kurumamaya uğraşan bir pınar gibi, anıtsal bir dirençle gelip geçen ve insanlığın uğradığı haksızlıklarla dövüşmeyi kendine mezhep yapmış bir kutsal insandı o.”

Hakkında Müge Buluç

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*