yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
24 Ağustos 2019 Cumartesi
SON HABERLER
İnsan Doğasını  Katlediyor – Merih Yücel –

İnsan Doğasını Katlediyor – Merih Yücel –

İNSANOĞLU DOĞASINI KATLEDİYOR

Merih Yücel’in İZÇEP adına yaptığı basın açıklaması:

Küresel Isınma, başta karbon dioksit olmak üzere, atmosfere salınan sera gazların atmosferde birikmesi ve yer yüzüne yakın olan atmosfer tabakalarının ısınmasıdır. Ve tamamen insan faaliyetlerinin sonucunda meydana gelmiştir.

Dünya ortalama sıcaklığı, fosil yakıtlar kullanıldığından beri 0,8 °C yükseldi. Eğer önlem alınmayıp, 2°C’yi bulursa, çölleşmenin geri dönüşü olmayacağını bilim insanları senelerdir tekrar tekrar söylüyor.

Küresel İklim Değişikliği, dünyada resmi olarak ilk kez 1992 yılında Brezilya’da Rio Konferansı’nda gündeme geldi. Durumun çok önemli olduğu , önlem alınması gerektiği bütün ülkelere duyuruldu. Ama burada önlemi alması gerekenler , gelişmiş ve gelişmekte olan kapitalist ülkelerdir. Onların karbon ayak izleri kocamandır.

COP21 (Conferences Of The Parties), Paris’de 30 kasım – 11 aralık tarihlerinde yapılacaktır. 197 ülke nin temsilcisinin katılacağı (117’si ülke başkanı) zirvede beklenti büyüktür. En az 10 yıl geçerli olacak bir sözleşmeden bahsediliyor. Ve zengin ülkelerin, sera gazı azaltma teknolojileri kullanmaları için fakir ülkelere aktaracakları büyük bir fon söz konusu.

Ülkeler, Küresel İklim Değişikliklerinden büyük zarar görmüşlerdir. Şimdiye kadar görülmemiş doğa yıkımları ve kayıpları yaşamışlardır. En çok zarar gören fakir ülkelerdir. Havaları kirli, suları kurumuş, açlık , hastalık, ve işsizlikle savaşmaktadırlar.

Emperyalizm, ekonomiyi, ekolojiye tercih etmeye devam ederse, Şef Seattle’nin öngörüsü gerçekleşecek, her ülkede paranın hiç bir işe yaramadığı zaman gelecektir. Afrika’daki kuraklık bu durumun en çarpıcı örneğidir.

Bu küresel felaket, hükümetlerin önlem almalarıyla geri döndürülebilir. Avrupa Birliği ülkeleri, bu konuda önlemler almış, ancak bu yeterli olmamıştır. Zengin ve zengin olma yolundaki ülkelerin küresel aktörleri, doğa katliamlarıyla, fosil yakıtlı teknolojileriyle, sanayide gelişmeyi dolu dizgin teşvik etmişler, hızla büyüme ve zenginleşme yolunu seçmişlerdir. Zengin daha zengin olurken, fakir de daha fakir olmuştur. Aralarındaki uçurum, yakın bir gelecekte hepsini içine çekerek, dünyayı insanlardan kurtaracaktır.

Bireysel önlemler önemlidir. Eşyanın ekonomik ömrünün sonuna kadar kullanmak, yeteri kadar tüketmek, geri dönüşümü sağlamak, Su ve enerji tasarrufu, doğal varlıklarımızı koruyabilir. Ama daha önemli olan devlet politikası olmasıdır. Fosil yakıtı kısıtlayan , vahşi madenciliği yasaklayan yasal yaptırımlarla doğa daha iyi korunup, yaşam, geleceğe taşınabilir.

Türkiye’de durum çok vahimdir. Son 60 yılda, 2 milyon hektar, Marmara Denizinin iki katı sulak alan ve göllerimiz kurudu. Kurutuldu. Hatta, kurutulan Amik Gölü üzerine bir de havaalanı yapıldı. Göç kuşları yollarını değiştirdi. Türkiye su rezervinin %40’ı Konya havzasında . Ve burada su seviyesi 15 metre daha düşerse , tatlı su, Tuz Gölü’nün sularıyla karışacak. Yer altı su havzalarını oluşturan obruklar çöktü. Ve tahıl ambarımız artık çöl olma yolunda. Biz dışarıdan buğday ithal ediyoruz. Saman ve hayvan ithal ediyoruz. Biz, aşırı su kullanımı ile sularımızı hızla tüketiyoruz.

2030 yılında, nüfusumuz 100 milyon olunca su kıtlığı yaşayacağımızı, kişi başına yılda 1000 metre küp su düşeceğini DSİ söylüyor. Şu anda yılda, kişi başına 1500 metre küp su tüketimiyle susuzluk sınırındayız.

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, 2030’da Trabzon Antalya gibi, Antalya’da Kahire gibi olacak. Çölleşme, Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’yu vuracak.” Dedi. 15 yıl var.

Maden ocaklarına, kömür yakan termik santrallara geçit vererek, sorumsuzca havamızı kirletiyoruz. Havaya karışan ağır metaller , toprağa , suya ve bitkilerimize ,besinlerimize, hayvansal ürünlere geçiyor. Aliağa ve Foça termik santralların işgali altında. Simsiyah zehirli gazlarını havaya pompalayıp,
Esen poyrazla, İzmir ve ilçelerinin üzerine kabus gibi çöküyor.

Türkiye bu zirvede çözümden yana olup, alınacak kararlara mutlaka imza atmalıdır. Üzerine düşeni yapmalı, sera gazı emisyonunu azaltmalıdır. Toprağını, suyunu, havasını zehirlememelidir. Atmosferin sınırı yoktur. O her canlının ortak havasıdır.

Ekosistemlerimizi, biyolojik zenginliğimizi korumak, çıkarılacak doğa dostu yasalarla devletin elindedir. Bu bizim, gelecek nesillerimize EKOLOJİK borcumuzdur.

Merih Yücel
İZÇEP ( İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu) Adına

Hakkında Editör

4 yorum

  1. Aliağa’daki hava kirliliği rüzgarla Bizim Köy’e( Urla Barbaros) ulaşıyormuş.. 🙁

  2. Zerrin Omuroğlu

    Zerrin ve Akın Omuroğlu bu Yazıyı sosyal medya da paylaştı ..

  3. İnsan oğlu en doyumsuz vahşi yaratık hiç doyani gormedim ondandır bu talan bir metre toprak bırakmadı sonradan gormeler..

  4. Acı gerçek…

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*