yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
13 Kasım 2019 Çarşamba
SON HABERLER
İngilizce Öğrenmek…Zeki KIVRAK

İngilizce Öğrenmek…Zeki KIVRAK

Yabancı dil öğrenmek zor bir olaymış, bunu anladım. Dile karşı çok özel bir yeteneğiniz yoksa, konuya çok özel bir ilgi duymamışsanız, dört dörtlük bir dil öğrenebilmeniz sadece bir hayaldir. Çevrenizde de üç dil biliyorum, beş dilde şakıyorum diyenlere, sakın ha inanmayın.
Samimiyetle itiraf ediyorum, şu anda, yirmi yıl sonra bile ingilizce de bilingual denilen çift anadil seviyesine ulaştığımı söyleyemem. Altı yıllık ODTÜ, ardından on yedi yıllık ABD yaşantısından sonra hala bocalıyorum. İnanmıyorsanız da lütfen aptallığıma verin.
“This is a boook!” ingilizcesinden bahsetmiyorum.
Çok değil, daha bir kaç yıl önce, bir Mc Donalds’a uğramıştım, sipariş vermeye çalıştım. Kasada klasik görünümlü, tombalak, liseyi zor bitirmiş, iş konusunda “flip the burger”, yani namı diğer adı kebapçılıktan başka hiç bir şansı olmayan siyahi bir dilber söylediklerimi bir türlü anlamadı. Dinledi, dinledi, sonra geriye dönüp müdürünü çağırdı:
“-Hey George, check this guy out, tell me what he is talking about!”, “George, herifin ne dediğini anlamadım, baksana ne istiyor?” deyince bir utandım ki anlatamam.
Gerçekten kolay değil. Bu işin mahkemesi var, devlet dairesi var, dişçisi var. İş yeri çekişmesi var. Var oğlu var.
Sadece ben değil kırk yıldır orada yaşayan kardeşim, hala, restoranda su isteyemez, su istediğini anlamazlar, anlaması kolay olsun diye “icewater” –buzlu su ister, garsonlar da, uçaklarda pek çok kez başıma geldiği üzere, üzerine bastıra bastıra “haaa, icewater!” diye düzeltirler. Ya da Mc Donalds’ta oğlunun çok sevdiği ketchup’sız, turşusuz hamburgeri tanımlayabilmek için akla karayı seçer, istediği hamburgerin basitçe “plain burger” olduğunu bilmez.
İngilizceyi belirli bir yaştan sonra öğrendiğinizde gerekli sesleri üretmekte zorlanırsınız. Water kelimesindeki gibi gırtlaktan gelişen, boğazınızı kısarak üretmeniz gereken sesleri bir türlü çıkaramazsınız, kaslarınız öyle gelişmemiştir çünkü.
Ninnileri ile büyümediğiniz, masalları ile hayaller kurmadığınız bir dilin tam olarak öğrenilemeyeceğini düşünüyorum. Mesela şu saçma sapan tekerlemeyi alın:
“Humpty dumpty sat on a wall,
Humpty dumpty had a great fall,
All the kings horses, all the kings men
Could’t put Humpty together again…”
Eğer bu tekerlemeyi duymamışsanız, Humpty ‘nin bir yumurta olduğunu bildiğinizi varsayan bir espriyi ömür boyu anlayamazsınız.
Öte yandan, sonradan öğrenilen ingilizce için ölçü paradır. Eğer, konu sizden para çıkması ile sonuçlanıyorsa, mimiklerinizden ne demek istediğinizi anlarlar:
“-Sir! yes sir” taltifleri ile isteğiniz anında yerine gelir.
Yok eğer bir talebiniz varsa, bir çıkar çelişkisinde iseniz, diyelim para istiyorsanız, işiniz zordur.
“-Haa? What?” ve filmlerden kanıksadığımız:
“-Ne diyor sen, anlamıyor ben!” muhabbetine dönüverir.
Bu kadar ingilizce muhabbetinden sonra bir şiir çevirisine ne dersiniz?
A cloud at the spring of your eyes
Almost ready to run off
Looks like you read my mind…
Don’t hold your tears, honor weeps too
Let sky be washed out
Indigo blue, green goldlights of sunset
Behold, we are at the dawn again, naked and blue
Behold, as if mountain wind, and behold, as if coastal breeze…

Gözlerinin pınarında bir bulut,
Boşandı boşanacak nerdeyse,
Aklımdan geçenleri okuyorsun gibi…
Tutma gözyaşlarını onur da ağlar.
Bırak yıkansın gökyüzü,
Lacivert yeşil, altın ışıkları günbatının
İşte şafaktayız gene, çırılçıplak ve mavi,
İşte sanki dağ yeli ve işte sanki meltem…
Ahmet Arif

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Wordpress Tema

Escort Eskişehir

Adana Escort

Adana Eskort

Escort Ankara

Escort

Kayseri escort

Mersin escort

escort Adana

Bodrum escort