ALTIN 460,48
DOLAR 7,3631
EURO 8,7169
BIST 1.084
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30 °C
Az Bulutlu

Hülya Soyşekerci ve Ramazanlara Edebiyat Çerçevesinden Bakış

21.07.2012
1.903
A+
A-

Hülya Soyşekerci ve Ramazanlara Edebiyat Çerçevesinden Bakış
Hülya Soyşekerci , kız lisesindeki,” yazın öğretmenliğinden ” emekli olduktan sonra, kendisine çok yakışan kitap eleştirileri yazarlığına daha fazla ağırlık verdi.
İlk yazısını 1983 yayınladığından bu yana, gazete ve dergilerde deneme, kitap tanıtımı,
inceleme, eleştiri, günce ve öykü türlerinde yazılar yazmayı sürdürüyor..
Yazıları Cumhuriyet, Radikal, Bir Gün, Taraf gazetesi kitap ve kültür sanat dergilerinde, ve birçok önemli dergide yayımlandı.   

Mart 2008’de ” Yazarlara ve Yapıtlara yönelik Okumalar ” isimli okuma günlüğü türünde ve 2009 da yayımlanan ” Okuma Yolculukları ” adlı eserleri çok beğenildi ,edebiyat çevrelerinde önemli yansımalar yaptı. Egeli Kadın Yazarlar Platformunun çıkardığı ” Savur Saçlarını Ege ” adlı ortak kitapta bir öyküyle yer aldı. Şubat 2009’da yayımlanan İzmirli Öyküler adlı kitabını Ferda Akıncı ile birlikte hazırladı.
SOYŞEKERCİ VE URLA
Urla’lılar Soyşekerci’yi, konuk yazar olarak katıldığı bazı etkinliklerden, özellikle Necati Cumalı etkinliklerinde “Gazeteci Yazar olarak Cumalı ” konulu başarılı sunumundan tanır ve severler. Ayrıca bir süre, dört yıldır ciddi bir yayın yaparak belirli çevrelerini takdirini kazanan Yarımada’nın sevilen internet gazetesi yarımada.org un, editörlüğünü de yapmış değerli katkılarda bulunmuştur..Kendisi de Urla’yı sevip beğendiğini ifade eden yazarımızı daha sık Urla’da görmek biz Urla’lıları mutlu edecektir. Urla’yı o’nun kaleminden de okumak bizlere ayrı bir haz verecektir.
Ben kendisini kitap kulübünde tanıdım, yazar arkadaşlarımız davet etmişler, özellikle Rakella
Asal’la bazı yazar platformlarında sık sık beraber oldukları için bizleri kırmamış gelmişti,
Son derece mütevazı bir kişiliği yumuşacık üslubu ve derin birikimi ile gönüllerimizi fethetti..
O da bizlerle birlikte olmaktan zevk aldığını belirterek üyemiz oldu.
Değerli arkadaşımız sık sık kitap kulübü toplantılarına gelmeye, edebiyat dünyasında önemli yer tutan eserleri çözümlemede görev alarak bizlerle birlikte anlamlı yorumlar yaparak oturumlarımıza renk kattı. İnsan sever, arkadaş canlısı yapısının yanısıra, derin birikimi, mukayeseli edebiyat bilgi ve becerisi bizleri çok etkiledi.
Okuma Yolculukları
Okuma Yolculukları adlı eserinde, aklımızda gönlümüzde derin izler bırakan Türk Edebiyatından ve
yabancı kaynaklı önemli edebi eserlerden açılımlara yer verilmiş. Anlaşılabilir bir tarzda, söylenmesi gereken hiç bir şeyi atlamadan yatay ve derinlemesine kitapların özünü gözler önüne seriyor.
Dolambaçlı yollarla anlatıp kafa karıştırmak yerine sade bir lisanla herkese hitap etmeyi ve net bir
anlatımı tercih etmesi herkes için kısa sürede tercih sebebi olmasını sağlayacak gibi görünüyor.
Eserini bize üç bölümde sunmayı kurgulamış ;
1- İç Denizler ; Türk edebiyatında yer etmiş önemli eserlerin açılımlarını bizlere başarıyla iletmiş
böylece sevilen gerçekten değerli eserlerin anılarının belleğimizde tazelenmesini,
okuyamadıklarımız hakkında da fikir sahibi olmamızı sağlıyor.
2- Buluşmalar ; Yabancı yazarla ile bizim yazarlarımızın fikir ve edebi alanlarındaki buluşmaları.
Uyuştukları veya ters düştükleri noktaların ortaya konması.
3- Başka Kıyılar ; Yabancı Yazarlar ‘ dan bazı önemli örnekler verilip bunlar açılıyor..

EDEBİYATIMIZDA ESKİ RAMAZANLAR
Birinci bölümde Türk edebiyatından önemli eser ve yazarları tanıtırken ” Edebiyatımızda Eski Ramazanlar ” başlıklı bölümü Ramazan ayını idrak ettiğimiz şu günlerde sizlerle paylaşmak istedim. Ramazana bir başka açıdan bakmamızı sağlayan bu değerli bölüm, siz sevgili okuyucularımızla bir Ramazan sohbeti kurmamıza vesile olur diye düşündüm.

 


Bölümün başlarında şöyle yazmış Soyşekerci ;
” Ya Şeh-i Ramazan ” sözündeki şehr; bir aylık zaman, bir (1) ay anlamına geliyor. Eski ramazanlar, toplumsal yaşamda bir ay süren hareketliliğin, canlılığın ve aynı zamanda şehir kültürünün kentsel yaşama tarzının bir göstergesi durumundaydı….
” Ramazan geleneklerinin anlatımı ve bu geleneklerin toplumsal- bireysel yaşamdaki etkileri, izleri….İstanbulun eski ramazanları;
mahyalar, ışık donanımları, imsakiyeler,zengin iftar sofraları, yoksullara iftar sonrası verilen “diş kirası”, davulcular, maniler, sahur yemekleri,ramazan sohbetleri, Direkler Arası eğlenceleri, Bektaşi fıkraları ve daha bir çok sosyo kültürel yaşam motifleri ile edebiyat eserlerine doğrudan yada dolaylı olarak yansımış durumda.”
Edebiyatta Ramazanlar konusunda Ahmet Rasim ilk akla gelen isimlerden. İyi bir gazeteci tam bir sohbet adamı olan Rasim, şehir mektupları’nda, Ramazan sohbetleri’nde yaşadığı dönemin İstanbul’unu dile getirirken, kentin ramazanda yaşadığı toplumsal hareketliliğe vurgu yapar. İstanbul’u tüm güzellik ve canlılığıyla anlatır. Yeme içme kültürünü de unutmaz.
Halit Fahri Ozansoy, “Eski İstabul Ramazanları’nda (1968) Direklerarası’nı (eski bir İstanbul semti) bir film sahnesi gibi betimler: “İftara bir saat kala, Direklerarası’nda çaycı dükkanlarının ve tiyatroların önünde biriken bir yığın halk, bunlar seyirciler…fakat sokaktan geçen halk omuz omuza…hak hiç durmadan , bir sel gibi geçiyor…. İşte elleri tesbihli, gözleri orucun tesiri ve sigara tiryakiliği ile dalgın,yaşlı beyefendiler,uşakları arkalarında…”
Zekat ve sadaka vermek ramazanlarda gelenekselleşmiştir. Servet-i Fünun şairi Tevfik Fikret, şiirlernde hem ramazanlara hemde bayramlara yer vermiş; bu toplumsal olguların etki ve önemini dile getirmişti. T. Fikret’ in insani ve vicdani duygularla işlediği “yoksullara acıma ve yardım ” izleği bir çok şiirinde kendini gösterir.
Şair Haluk’ un bayramı şiirinde (1911),sabah bayramlık giysilerini giyip elini öpen oğluna şöyle seslenir: ” Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;/
Çıkar birazda şu öksüz giyinsin eğlensin / Biraz güzellensin /….
Oğluna, sefaletin sarı yüzlü yetimlerini sevindirmesini , yardımlaşma ve paylaşım içinde olmasını öğütler.
Ramazanı dile getiren yazarlardan birisi de Cenab Şahabettin’ dir. ” İstanbul’ da bir Ramazan ” adlı kitabındaki ” Ramazan Hasbıhalleri ” başlığı altındaki makaleleri, 20 Mayıs ile 18 Haziran 1920 tarihleri arasında, Anadolu’nun bir kısmı ile İstanbul işgal altında iken bulunduğu sırada kaleme alınmıştır.
1920’de İstanbul’ da Ramazan ayı, İstanbul’ un geçmişi, şehrin doğal ve tarihi güzellikleri, bazı dini ve siyasi konularda 1. Dünya Savaşının açtığı derin yaralar çerçevesinde oluşturduğu bu yazılarında Cenab Şahabettin’ in zekasının tüm kıvraklığına ve sözün tersini söyleyerek kişi veya olayla alay eden (ironik) anlatımına tanık olmak mümkündür.
Yahya Kemal Beyatlı’ nın ” Atik Valde’ den İnen Sokakta “(1913) isimli şiiride ramazanla ilgili önemli örnekler arasındadır. Şair bu şiirinde, İstanbul’un ücra ve fakir bir semti olan Atik Valde’ nin sade insanları, bu insanların temiz inançları ve kendi dünyalarını anlatır.
Eski ramazanlar anlatılırken bektaşi fıkraları anlatılmazsa bir şeyler eksik kalır. Çünkü bu fıkralar ramazan kültürünün önemli birer öğesi durumundadır.
Abdülbaki Gölpınarlı ” Ramazan Geldi Hoş Geldi ” (1962) adlı eserinde,eski ramazanları anlatırken Bektaşi fıkralarına da yer verir;
” Bektaşi’ye sormuşlar : – Ramazanla nasılsın? Cevap vermiş :
-Pek iyiyiz erenler, ne fakir mübareği incitiyorum, ne de o fakire dokunuyor.”
Gölpınarlı ayrıca o dönemin sosyal yaşamını ayrıntılarıyla aktarır. “İftardan sonra sade kahveler, derken teravih…. Teravihi hatimle kıldıran imamlar vardı.
Cemaat birinci secdeden kalkmadan ikinci rekâtı bitiren imamlar vardı. Bahariye Mevlevihane’sinin imamı Karagöze gideceği geceler 33 rekât namazı on beş dakikaya sığdırıverirdi…. Bu arada Eyüb Sultan’da iftar, herhangi bir dergâha gidiş yahut hırka-i Saadet ziyareti. Nihayet arife gelir çatardı.
Mahyacı o gece ya ” El- Firak” yazardı, ya” El- Veda” yahut da bir top arabası resmi yapardı, namludan çıkmış kandilİ de kırmızı karanfille gösterir, ayda biterdi.”
Ramazan çerçevesinde oluşan bir çok gelenek ve görenek, kültürümüzde silinmez izler bıraktığı gibi, edebiyatımızda da unutulmaz sayfalar açmıştır.
Ramazan çerçevesindeki gelenek ve göreneklerin en önemli özelliği insanlar arasında sosyal yardımlaşmayı geliştirmesi, toplumsal dayanışmayı pekiştirmesidir…( Hülya Soyşekerci, “Okuma Yolculukları” sf. 28-36.. arası bazı alıntılar.)
Edebiyat; her zaman her türlü toplumsal, sosyal , psikolojik, fizyolojik, politik, tarihi velhasıl her türlü yaşanmışlığın önemli ölçüde nabzını tutmuş, yüzeyini, derinini ciddi bir şekilde araştırıp gözler önüne sermiştir. Adeta yaşamın konuşan anlatan dilidir. Biz ona yakın durursak bize sunacağı engin birikimi ile ihya olabiliriz..
Her şeyin başı sevmek,.. Hülya Soyşekerci bize edebiyatın sevgi dolu yüzünü yansıtıyor, çünkü kendisi de sevgi dolu derin bir insan.
Sana bize sunduğun tüm değerler için yürekten teşekkür ediyoruz, okuma yolculuklarında yolun hep açık, gönlün hep berrak kalsın, edebiyat dostu sevgili arkadaşımız.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.