yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
18 Ağustos 2019 Pazar
SON HABERLER

Herkes Kör Alem Sersem…Zeki KIVRAK

15 Temmuz 2016, Türkiye Saati ile 19.30 (3.30 pm gmt) çok ama çok önemli bir kırılma noktasıdır.
İki kıçıkırık cemseye bindirilmiş beş düzine askerin, Asya ile Avrupa ‘yı birbirine bağlayan dünyalar güzeli zarif köprünün yaşlı kıta tarafına yaslandığı vakitten söz ediyorum.
Başlangıcı gülünesi komik, ama sonrasındaki gelişmelerin kimseciklerin tahmin edemediği kadar trajik olaylara yol açtığı ve açmaya devam edeceği o meş ‘um görüntü herhalde uzunca bir süre hafızalarımızın derinliklerine kazılı olarak kalacaktır.
O inanılmaz an Türkiye açısından, beklenen, beklenmesi gereken sıradan sayılabilecek bir gelişmeydi. Bu bakış açısı ile “Kırılma Anı” demek doğru değil, çok farkındayım.
Nefeslerimizi tutarak izlediğimiz, “Asra Bedel” saniyelerin, dakikaların birbirini kovaladığı O anlar sadece Türkiye adına değil, Dünya tarihi için bir kader anıdır. Uygarlıklar çatışmasında bir kırılma noktasıdır.
28 Haziran 1914 ‘te Arşidük Franz Ferdinand ‘ın Saraybosna ‘da katledilmesi kadar önemli bir kader anıdır. 1 Eylül 1939’da Alman uçaklarının Polonya ‘yı bombalaması kadar kritik bir kader anıdır. (Bilmeyenler için, bunların iki Dünya savaşını başlatan olaylar olduğunu not edelim)
Daha da çarpıcı olan ise, bu önemli anın dillere destan Prag Baharı ile olan benzerliği: 20 Ağustos 1968 akşamı Prag sokaklarında 92 kişiyi ezen tanklarla birlikte yirminci asrın ikinci yarısını tümden etkileyecek olan soğuk savaş başlamıştı.
Açıktan destekledikleri Mısır darbesi ile tersine dönen Arap baharı sonrası, son umutları olmalı ki, gözlerini fena kararttılar. Uzun yıllar kapitalist iktidarı elinde tuttuğunu sanan kifayetsiz elitler, Sovyetler’in Prag ‘da yaptığını Türkiye ‘de Batı adına yapabileceklerini düşündüler, duvara tosladılar.
Fena halde yanıldılar çünkü sırça köşklerinde sürdürdükleri şaşaalı yaşamları gözlerini kör etti. Dünyadaki o müthiş değişimi kaçırdılar. Teknolojik gelişmelerin yol açtığı dengesel kaymalar onların da şaftını kaydırmış olmalı ki, sıradan insanın teknolojiye ve bilgiye ulaşabildiğini göremediler. Bu bilgi sızıntısının iktidarlarının sonunu yaklaştırdığını anlayamadılar. Geçmiş olsun.
Uzunca süredir “Elitizmin Sonu” konusunda kafa yoruyordum, olaylar düşüncelerden hızlı gelişti. Yine de önümüzdeki dönemde bu hazin sonu tartışmaya bol bol fırsat olacak, özellikle de ABD seçimleri paralelinde. Bu yazının konusu elit hakimiyetin körlüğü.
Körlükleri, kullandıkları insancıkların cinnetleri kadar, kendilerinin de çılgınlaşmalarına yolaçtı.
Cinnetleri, Türkiye gibi gelişmiş bir ülkede çılgın planlarını hayata geçirebileceklerine inanılmaz bir aymazlıkla inanmalarından belli.
Amaçlarının hiç bir şekilde başarıya ulaşamayacağını göremediler. Olayların nasıl da korkunç kaoslara yol açabileceğini, kendilerinin ki dahil, milyonlarca insanın canını riske attıklarını düşünemediler. Kendi toplumları dahil, hepimize, tüm insanlığa büyük geçmiş olsun.
O kadar kör idiler ki, mehdi bekleyen müritler kadar inanmışlardı. Tereyağından kıl çeker gibi bu işi başaracaklarını düşündüler.
Biliyorlardı, bu işi en başından biliyorlardı. Ellerini ovuşturup, burun kanatlarını haz ile titreterek beklediler. Çoğu çorbada “benim de tuzum olsun” istedi. En bilmeyeni salağa yattı. “Görelim Mevlam Neyler” dedi, uzaktan ama yine haz ile sonucu görmek istedi.
Bal gibi biliyorlardı. Hem de çok uzun süredir biliyorlardı.
Hazırlıkların dokuz ay on gün önceden başladığı söyleniyor. İnanırım, doğrudur.
Nedim Şener, Fransız ların taa Mart ayında haberdar olduğunu söylemiş. Bunu bilemem ama, 14 – 15 Temmuz ‘da Türkiye temsilciliklerini kapatma nedeni darbe girişiminden haberdar oldukları içindir, DAEŞ bahane. Allah Nice ‘te kötü çarptı.
ABD basını aylardır ortamı oluşturma çabası içindeydi. Gidin Foreign Policy dergisine, önde gelen gazetelere bakın göreceksiniz. Darbe anında Erdoğan ‘ın uçağının rotasını yayınladılar, gidin vurun dercesine. NBC Erdoğan’ın Almanya dan iltica istediğine dair CIA kaynaklı haber duyurdu, SP Türkiye nin kredi notunu düşürdü. Anında…
Dün yolcu ettiğim safkan Alman arkadaşın yalancısıyım. Son dönemdeki inanılmaz anti Türkiye yayınlarından sonra kendi gözleriyle tanık olduğu Türkiye gerçeğinden şok olarak döndü ülkesine. “Bize Türkiye hakkında yalan söylemişler” dedi.
Darbe girişiminden 3 gün önce CIA başkanının, “bayram değil seyran değil” hükümete açık desteği sadece darbe habercisiydi. Dikkatli gözlerden kaçmadı.
Avusturyası, İngilteresi, tüm Avrupa biliyordu. Rusya ‘da biliyordu, “görelim bakalım” a yattı.
Ancak ne var biliyor musunuz? Bu körlerin en büyük körlükleri “Herkesi kör Alemi Sersem” sanmaları.
Sadece kendileri değil galiba cümle alem biliyordu sanıyorum bunun farkına varamadılar.
Darbe günü Sözcü gazetesi manşetlerinden birisiydi: “Erdoğan Nerede?” Herkes gibi Sözcü de biliyordu. Bir gazetenin bildiği ve yazdığını MIT in ve yönetimin bilmemesi ihtimal dışıdır.
Darbeyi neredeyse tek başına önleyen Astsubay Ömer Halisdemir, beş gün öncesinden ailesi ile vedalaşırken heyecandan yerinde duramıyordu: “Çok önemli işlere gidiyorum” dedi, helallik istedi, çünkü darbe olacağını biliyordu.
Sayın Erdoğan da kuşkusuz biliyordu. Kalkışa hazır üç uçağa kadar tüm karşı önlemler alınmıştı.
Ama darbenin sabah ezanı yerine akşam selasında yapılacağını düşünmedi, darbe sabahına hazır olmak için gündüz uykusuna yattı, sonrasında eniştesinden telefon geldiğinde çok şaşırdı.
Yüzlerce canın gideceğini de hiç bir zaman tahmin edemedi. Basit bir girişim olacağını düşündü.
Ama bildiği bir şey daha vardı: Vücudun tüm hücrelerine sirayet eden kanserden kurtulmanın tek yolunun çok acılı, çok sancılı, çok riskli bir ameliyat olduğunu.
Riski ve resti gördü…

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*