yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
18 Ağustos 2019 Pazar
SON HABERLER
Gönlümüzü Yitirirsek – Ahmet İnam

Gönlümüzü Yitirirsek – Ahmet İnam

Kültürümüzü yitirirsek, ekonomik, siyasal ve sosyal olarak nedenli başarılı görülürsek görülelim başka kültürlerin çok kolay egemenliği altına gireriz. Hem de büyük bir gaflet içinde. Dünyaya uyum sağladığımızı düşünüp Avrupalı olduğumuzu sanarak tamamen kaybolur gideriz dünyada, belki de kaybolmaktayız yavaş yavaş. Dolayısıyla o yerel dilimizi, yerel deyimlerimizi, masallarımızı, türkülerimizi, şarkılarımızı, hep yaşatmakla, tespit etmekle yükümlüyüz. Gönül meselesi buradan çıkıyor. Biz bu dünyada kendi kültürümüzle, kendi dilimizle yaşayacaksak, kendi gönlümüzce yaşayacağız.

Gönül sözcük olarak Türkçedir. Tam anlamıyla hiçbir dile çevrilemiyor, çünkü gönül’e Anadolu’nun kokusu sinmiştir. Gönülden anladığım nedir? Gönülden öncelikle bir dörtlü bütünlüğü anlıyorum. Gönül kelimesi en azından dört unsuru, dört öğeyi bir araya getiriyor. Bunlardan birincisi bedenimizdir. Mesela Anadolu insanı “gönlüm bulandı” diyor, midesi bulandığı zaman. Çok şaşırtıcı bir kullanım! Tasavvufi gelenek içerisinde gönül, hep kalbîdir ve manevîdir. Bizim insanımız bedenini manevi bir anlamla birlikte yaşar. Bu özellik İslam kültürünün kökeninde bulunur, ruhu bedenle birlikte düşünürüz. Kıyamet gününde bedenimizle birlikte kıyam edeceğiz.

Gönül’ün ikinci öğesi duygularla ilgilidir. Türkülerde nakarat olarak söylenen “gönül ey sebep ey” sözleri müthiş sözlerdir. Gönül duygularımızı ifade eder, duygularımız akıl dışı olarak birden bire içimize doğuveren güçlerdir. Mesela birdenbire tepemin atıvermesi ve canımın sıkılıvermesi gibi. Burada akılla anlayamıyorum, duygu içindeyim.

Üçüncü öğe akılla ilgilidir. Mesela size bir şarkı sözü söyleyeyim: “Gönlümle oturdum da hüzünlendim, o yerde.” Çünkü düşünmeyen adam hüzünlenemez, düşünemeyen insanların hüzünlenmesi yoktur. Düşünemeyenler üzülürler, hüzünlenemezler. Hüzün incelik isteyen bir duygu yaşantısıdır, düşünen insan hüzünlenir. Bizim insanımız gönlüyle düşünür. Batının o aydınlanmacı, son derece akılcı ama bunun yanında da kalbi unutan, gönlü unutan bakışı, bu gün Avrupalı insanı yalnızlığa itmiştir. Avrupalı entelektüellerle konuştuğunuz zaman çoğunun mustarip olduğunu, onların deyimiyle melankolik olduğunu, karamsar olduğunu görürsünüz. Büyük ölçüde tatminsiz ve doyumsuzdurlar, hayatlarında bir durgunluk vardır. Artık hayatın onlar için heyecanı kalmamıştır.

Oysa bu  topraklarda fıkır fıkır bir heyecan var. Ben şimdi çıkacağım, büyük ihtimalle yolda yürürken düşeceğim. Bir tarafımı kırma ihtimalim var. Arabayı bir yere park ettim. Belki birisi toslamıştır. Gidip, onunla uğraşacağım. Belki bir çukura düşeceğim, bir tarafımı  kıracağım, sağ salim eve  gidip gitmeyeceğim belli değil. Eve gidince hanım beni oklava ile bekliyor mu? Beklemiyor mu? O kadar çok heyecan kaynağı var. Heyecanların da hepsi akıl dışıdır. Bu Türkiye’yi seviyorum. Çünkü, o kadar akıl dışı şeyler oluyor ki,  gençler şimdi “koçum benim” diyorlar ya, “koçum benim Türkiye’m”, diyorum ben de, “gel alnından öpeyim”.

O kadar yanlışları, o kadar eksiklikleri, bu kadar tuhaflıkları olmasına rağmen, yine de Türkiye’de bir ilerleme vardır. Türk insanı dünya denilen gezegende yerini bulamamıştır. Bu bizim için çok ayıp bir şeydir. Bizim bir sandığımız var, o sandığımızın içerisinde, sandığımız, (zannettiğimiz), nice kültür hazineleri olabilir, belki de hiçbir şey yok, boşuna mı konuşuyorum bilmiyorum. Ama olsun, Alaattin’in lambası gibi olabilir. O sandığı açabilirsek müthiş şeyler çıkabilir. Sandıkta belki yağ var, un var, şeker var fakat helva yok. Dolayısıyla biz, yalnız keşif yapmayacağız bir de icat yapmamız lazım. Ben bazen arkadaşlara “bizi çok heyecanlı geçmiş bekliyor.” diyorum. Genellikle hep “gelecek” denilir. Oysa, geçmişimize yepyeni gözlerle bakmamız lazım. Ben kendi dar aklımla gönlü böyle bir sandık açma çabası olarak görüyorum. Gönül’ün dördüncü öğesi, toplumsal ve kültürel yönüdür. Toplumsal, doğal, kültürel çevrem gönlüme dahildir.

 

Hakkında Mahmut Tolon

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*