ALTIN 449,83
DOLAR 7,8187
EURO 9,3602
BIST 1.329
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İzmir 18 °C
Az Bulutlu

GÖNLÜMÜN OKULUNU BULDUM

Öğretmenlik mesleğine yıllarını vermiş emekli İngilizce Öğretmeni. Urla Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı. 5 yıldır Urla Kent Konseyinde gönüllü İngilizce eğitimi vermeye devam ediyor.
19.07.2020
122
A+
A-

En sonunda gönlüme göre bir okulda göreve başlamıştım. Öğrenciler yetenek sınavıyla alınıyor, sanat öğretmenleri de alanlarında sınav kazanıp gelebiliyorlardı.

Okul yeni açılmış , 24 resim 24 müzik öğrencisi vardı sadece.

Anadolu lisesi statüsünde olduğundan ilk yıl ağırlık ingilizcedeydi.

Hazırlığı geçebilmek bu dersten başarılı olmaya bağlıydı. Başaramayan öğrencinin okulla ilişiği kesiliyordu. Uzun yıllar sanat öğretmenleri ile İngilizce öğretmenleri arasında hep çatışmalara neden olmuştur bu yönetmelik. Çocuk sanat alanında çok yetenekli ama İngilizcede başarısız, ne büyük çelişki ve haksızlık. Şimdi düşündüğümde bu gerçeği kabul ediyorum fakat o zamanlar “Madem ki Anadolu Lisesi İngilizce bilmek zorunda”diye diretiyorduk.  Yine de öğrendikleri bu dilin yaşamlarında kattığı artıları birçok öğrencimden iş hayatına atıldıklarında duymuştum.

Okul, Buca lisesinin bünyesinde yeşillikler arasındaydı ve ön cephede muhteşem mermer Afrodit heykeli karşılıyordu gelenleri. Ömrümün sonuna kadar bu okulda çalışabilirim duygusuyla girdim taş binaya. Bina ile ilgili bilgi vermeden geçemem buradaki anılarımı paylaşmaya. Günümüze kadar gelebilmiş, tarih kokan bir yapıydı. Ne yazık ki şu anda tarihin katledildiği duyumlarını alıyoruz. Böyle asırları içinde barındıran özel ve güzel yapıların müze olarak değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.

BALTAZAR KÖŞKÜ

Yapının tarihi 1860’lara kadar gitmektedir ve Baltazzi ailesine aittir. Ayrıca 1863 senesinde Osmanlı şehzadesi Abdülaziz de burada misafir edilmiştir. Yapı muhtemelen Dimostanis Baltazzi adına yaptırılmıştır. 1890 senesinde Ermeni Tekvor Spartaliyan burayı satın almıştır. 1922 senesine kadar Yunan yetimhanesi olarak da kullanılan yapı, Amerikan Kızılhacı’nın yetimleri Yunanistan’da bir yere taşımasıyla okula dönüştürülmüştür.

Biz de kısa bir süre de olsa bu tarihi yapıda geçmişten günümüze taşınan o tarihsel dokuda eğitim öğretimimizi gerçekleştirdik.

İlk yıl için yeterli olan okul binası bir sonraki yıl öğrenci alımıyla birlikte sorunlar başladı.

Müzik öğrencileri enstrümanlarını koridorlarda hatta wc önününde çalmak, Resim öğrencileri ise bırak atölye ortamını boş buldukları yere şövale koyup resim çalışması yapmak zorunda kaldılar. Çıkan seslerden kültür dersi öğretmenlerinde şikayetler başlamıştı. Tüm olumsuzluklara karşın sıcacık bir aile gibiydik.


Bir sabah okula geldiğimizde o muhteşem mermer Afrodit heykelini yerde yatar gördük her yanı kırmızı yağlı boya ile boyanmıştı.

Öğrenciler,öğretmenler ve hizmetliler hıçkırıklarla ağlamaya başladık bu manzara karşısında. Sanat düşmanlığı hep vardı ve örümcek ağlarıyla kaplı beyinlerle hep mücadele etti bu ülke. Eskiden gizli olan düşmanlık günümüzde aleni su yüzüne çıktı. …

“Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur “diyen Atatürk  bu kanayan yaranın farkına varıp insanları yıllar önce uyarmaya çalışmıştı.

Okulun bahçesinde bir çoban heykel, binanın alt salonunda evin kızının heykeli, arka bahçede de flüt çalan bir delikanlı heykeli vardı.

Tüm kapılar açıldığında çoban ümitsizce aşık olduğu kızı görebiliyordu. Bu aşkına asla  kavuşamayacağını bilen çoban cinsel organını kesip eline almış acı ve çaresizlik içinde kapının açılmasını bekliyordu ağaçlar arasında. Daha sonra bu heykelde müstehcen sayılacak ve bir anda ortadan yok olacaktır. Heykeli tesadüfen bir okulun deposunda görüşüm ve verdiğim mücadeleyi daha sonraki yazımda paylaşacağım.

Sevgiyle kalın.

NİLGÜN GÖCÜK Temmuz 2020 URLA

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.