yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
24 Ağustos 2019 Cumartesi
SON HABERLER
Evil…Zeki KIVRAK

Evil…Zeki KIVRAK

Yazı denemelerime yıllar önce Baltimore’da başlamıştım ama bunun yavaştan tutkuya dönüşmesinde Sayın Tolon’un katkısı büyük. Yarımada.org ‘dan bahsetmiş “Yazsana!” demişti. O günden bu yana çok düzenli olmasa da, gündemden uzak durmaya çalışarak karşınızda boy göstermeye çalışıyorum. Bazen sanat, bazen felsefe, düşündüklerimi yazıya dökmeye çalışıyorum.
Gerçek niyetim kelimelerdeki sihri yakalayabilmek. Bazen sıradan görünüşlü üç beş kelime, bir şekilde yanyana geldiğinde, inanılmaz bir mucize gerçekleşiyor. Hani bir tencereye atıverdiğiniz sıradan birkaç sebzenin bir süre sonra ağızlarda dağılıveren muhteşem bir tada dönüşüvermesi gibi. O birkaç kelime dimağlarda müthiş bir lezzet yaratacak dizin haline geliveriyor.
Amacim bu mucizeyi yakalayabilmek, bu hoş bir uğraşı, hoş bir duygu. Yoksa kimseciklere akıl satacak halim yok. Kimsenin akla ihtiyacı da yok zaten, herkes herşeyi biliyor. Kinaye yapmıyorum, içten yazıyorum. Bu nedenle gündemden uzak kalmaya çalışıyorum. Siyasi düşüncelerimi de gidip sandıkta oy kullanarak dile getiriyorum. Olması gerektiği gibi.
İki nedenle felsefeye fazlaca giremiyorum. Birincisi hayat üzerimden silindir gibi geçti. Yaşam kavgasından, felsefe kitapları okumaya fırsat bulamadım. Okumadan, bilgi sahibi olunmadan da fikir sahibi olunmaz, rahmetli Mumcu’nun dediği gibi.
İkinci neden de rakiplerin çok güçlü olması. Rakiplerden kastım, zaman zaman felsefeye bodoslama dalan diğer yazı tutkunu dostlar.
Adamın ömrü felsefeile geçmiş. Konuyu yalamış yutmuş, hızını alamamış uygulama safhasına geçmiş, elinden geldiğince teorilerini pratiğe dökmeye çalışıyor. Kimseciklerin dönüp te bakmadığı konuları tek tek yakalayıp didikliyor. Mesela ben Poe ile didişirken, Anaxagoras’ı aydaki kraterinden indirip Urla’ya kondurmaya uğraşıyor.
Sağolsun, ciddiye almış. Dostluk menfaat ilişkisi tartışmamızı yazısına konu etmiş. Ama kendimi o kadar detaylara girecek kadar bilgili hissetmiyorum. Gerçi konuştuğumuz konu teoriden çok yaşam tecrübelerimizle alakalı idi. Ne var ki tecrübe açısından da eline su dökebilecek durumda değilim.
Ve bir de şu içimdeki şapşallık derecesinde iyiniyet, insana güven duygusu.
Olmuyor, art niyeti, kötülüğü, şer duyguları insana yakıştıramıyorum, kabullenemiyorum.
Aslında kültürümüzde de yok, ama dejenere olan toplum yaşantımız nedeni ile yeni yeni bu kavramlarla tanışıyoruz. Örneğin, ingilizcesi “evil” olan kelimenin dilimizde karşılığı bile yok, uğraşırsanız birkaç kelimeyi yan yana getirerek veya pek te kullanmadığımız “şer” kelimesi ile biraz eksik anlatabilirsiniz. Yine de o “evil” kelimesindeki ürkütücü derecede kuvvetli duyguyu ifade etmez.
Türkçe karşılığı sayılan “kötü” kelimesi ise anlatılmak istenen şeyin yanında sevimli kalır. “Kötü çocuk”, yaramazlık yapmış bir afacandır. “Kötü insan” da olsa olsa mecburiyetten hırsızlık yapmış bir zavallı olabilir.
Kötü insan deyince; “aklında hep kötülük, şeytanlık düşünen, hep başkalarının, hem de en yakınlarının kötülüğünü isteyen, kıskançlıktan gözü dönmüş, sevgiyle tanışamamış, para hırsı gözlerini bürümüş, insanlıktan hiç ama hiç nasibini almamış” insan tipi akla gelmez. En azından benim aklıma gelmez.
Tolon’u, her ilişkinin, her dostluğun arkasında mutlaka bir çıkar beklentisi olması gerektiği yorumuna iten şey, bu “evil” , yani kötü, artniyetli, şer ruhlu insanlarla sık sık yollarının kesişmiş olması; ihtimaldir.
Şans mı yoksa şanssızlık mı bunu bilemiyorum. Biraz anne babamın bana verdiği inanılmaz ve sınırsız bir sevgi anlayışı, ama daha çok ta Cenab-ı Allah’ın bir lütfu olmalı: Son yıllara kadar bu tür insanlarla karşılaşmadım, ya da karşılaşmadığımı sandım. Bu nedenle dostluklarda, arkadaşlıklarda bu tür bir “çıkar ilişkisi” mantığı aramak zorunda kalmadım.
Yanılmışım. Bu tür insanlar varmış, hem de en yakınlarda. Elinizi sallasanız çarpacak kadar yakınlarda.
Ama Sayın Tolon beni bilir. Saflık derecesindeki samimiyetimi, aptallık derecesindeki gururumu, bu gururdaki onulmaz inatçılığımı bilir.
Bu tür insanlardan ne kadar zarar görürsem göreyim, ne kadar acı çekersem çekeyim, ki son zamanlarda bu konuyla ilgili olarak ciddi biçimde içim acıyor, bu insanların sayısının çok fazla olmadıklarına inanmayı sürdüreceğimi, dostluklarımın, arkadaşlıklarımın arkasında menfaat beklentisi olup olmadığı türünden bir sorgulamaya girmeyeceğimi bilir.
Örneğin bir karı koca ilişkisinin salt bir menfaat ilişkisi ile sınırlandırılamayacağına; hele hele uzun yıllara yayılmış bir ilişkide çok daha karmaşık, ancak sevgi kelimesi ile açıklanabilecek çok güçlü duyguların var olduğuna, inandığımı bilir.
Vakti zamanı gelip, bu inançla birlikte yıkılsam bile… .

Hakkında Editör

Bir yorum

  1. Estagfurullah ve iltifat için teşekkürler. Ben kötü niyetli yerine habis kelimesini evil olarak algılıyorum. Kötü veya habis den ziyade olasılıklar ve murphy kanunu ile türümüzün istemeden de veya hatta iyi niyetle bile bol çuval inciri ziyan ettiğine çok tanık oldum sadece. Bireyin içinden ne geçtiğini, beklentilerini kim bilebilir? Bazen sadece bireyin olayları kişisel bakışla yargılama veya anlama çabasından vazgeçip belki de sadece başka sulara yelken açması gerekebilir mi? Sevgiler mt

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*