yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
24 Ağustos 2019 Cumartesi
SON HABERLER
EGEÇEP 7 Haziran 2015 Seçim Deklerasyonu-Arif Cangı-

EGEÇEP 7 Haziran 2015 Seçim Deklerasyonu-Arif Cangı-

EGEÇEP 7 Haziran 2015 Seçim Deklerasyonu
Ege Bölgesinde yaşam alanlarımıza yönelik sermaye saldırılarına karşı verilen yerel direnişlerin dayanışması ve mücadelesinin ortaklaştırılması amacı ile 2005 yılında kurulan EGEÇEP olarak, 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri sürecinde seçime girecek tüm siyasi partilere ve adaylara açık çağrıda bulunuyoruz;
Tüm canlıların en başta gelen hakkı yaşama hakkıdır. Yaşamın sürmesi için sağlıklı bir çevre şarttır. Bu ise temiz su, temiz toprak, temiz hava ve güvenli gıda demektir. Hal böyle iken pek çok uluslararası sözleşme, anayasa ve yasa hükmüne karşın temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşadığımızı kimse söyleyemez.
Yaşamın Korunması Politikaları üretilmelidir;
“Sürdürülebilir kalkınma” ve “kirleten öder” yaklaşımlarıyla çevre sağlığının ve doğal dengenin korunamadığı artık görülmüştür. Dünyamız hızla kirleniyor, “kirleten öder” yerine, “kirlenmenin önlenmesi” politikaları üretilmelidir. Kirletmenin ve doğal dengeyi bozmanın bahanesi halini almış olan “Sürdürülebilir Kalkınma” yerine, “yaşamın sürdürülebilirliği” ilkeleri belirlenmelidir.
Doğanın dengesi bozuldu
Dengeleri bozulan doğamız şimdi kendi dengesini bozan insanlardan intikam almaktadır. Kâr, daha fazla kâr için atmosferimizi sera gazı salımlarıyla ısıtmak yerine; dünyanın ateşinin düşürülmesi şarttır. Seçime katılan tüm partiler bu konuda somut çözüm önerileri sürmelidirler. Yapay gündemlerle halkı oyalayanlar, küresel ısınma gerçeğini bir an önce görüp önlem almak zorundadırlar.
Su haktır satılamaz
Susuzluk ülkemizin en önemli sorunlarındandır. Ülkemiz su fakiridir. Türkiye’de yaşayan herkesin, sağlıklı yaşaması için günde 150 litre suya ihtiyacı var. “Oysa, kişi başına günlük su tüketimimiz 111 litredir.” Kuraklık nedeniyle barajlardaki su seviyesi düşmüş, başta Akşehir ve Amik gölü olmak üzere birçok büyük göl ve sazlık kurumuştur. Çiftçilerimiz sulama sıkıntısı çekmektedirler.
AKP hükümeti içme suyunu uluslararası sermayeye havale ederek çözmek istemektedir. Türkiye’de içme suyu pazarını üç dev şirket kapatmış gibidir: Su kaynaklarımız, Coca cola, Danone ve Nestle’ye peşkeş çekilmiştir.
Erişilebilir su kaynaklarının yönetimi sorunu, kullanılabilir suyun hangi kanallarla tüketiciye ulaşacağının, içme suyunun üretimi ve dağıtımı sorunu siyasi partilerin seçim bildirgelerinde mutlaka olmalıdır.
Temel ihtiyaçlarımız olan su, ticari meta yapılmamalıdır. Ve su sıkıntısı çekilirken içilebilir su kaynaklarımız maden ve enerji şirketlerine şirketlerine kurban edilmemelidir. İzmir’de, Kaz Dağlarında, Orta Anadolu’da, Erzincan, Dersim ülkemizin dört bir yanında su havzalarımızın peşkeş çekilmesinin önüne geçilmelidir. Suyun kirlenmesinin ve şebekelerdeki kayıp ve kaçakların önüne geçilmelidir.
Tarım ve orman alanları, yaşama alanları, madencilerin ve enerji şirketlerinin karına feda edilmesin;
Orman alanları uluslararası maden, enerji ve turizm şirketlerine talanına açılmıştır. Ülkemizde 600 civarındaki alan, çok uluslu altın şirketlerine teslim edilmektedir. Topraklarımız altüst edilmesi, havasının ve suyunun zehirlenmesi ve topraklarımızın yüzde 13’ünün (yani yaklaşık tüm orman varlığımız kadar bir alanın) yok edilmesi tehlikesi artık görülmelidir.
Gediz’in kirli suyu, Aliağa’nın kirli havası Menderes Ovası’nı tehdit etmektedir. Plansız ve denetimsiz fabrikaların üstüne başlatılan Lojistik Köy projesi ile Kemalpaşa yöresinin tarımı her geçen gün öldürülmektedir. Diğer yandan Kemalpaşa, Torbalı, Buca ve Cumaovası yörelerinde tarım alanları sanayi yatırımlarına ve yapılaşmaya heba edilmiştir. Kent içinde kalan tek büyük yeşil alan İnciraltı da adım adım yapılaşmaya açılmaktadır.
Gıda ve ekolojik krizin önüne geçmek için tarım toprakları korunmalı amaç dışı kullanılamamalı, kirletilmeleri önlenmelidir.
Soma’da işçileri ve zeytinleri katledenlere OY YOK!
Soma Yırca’da 6000 zeytini göz göre göre kesenlerle, 301 madenciyi iş cinayetinde katlederler aynı kesimlerdir. Doğa ve emek katillerine OY YOK!
Aliağa’yı gözden çıkaranlara OY YOK!
Kurulu bulunan sanayi tesisleri nedeniyle Aliağa ve yöresi kirliliğin yoğun yaşandığı ve ekolojik sistemin çöktüğü bir bölgedir. Demir Çelik Fabrikaları, Petro-kimya tesisleri, Gemi Söküm Tesisleri, haddehaneler ve diğer tesislerin yarattıkları kirlenme nedeniyle, Aliağa yöresi zaten çevre sağlığı ve canlı yaşamının çok büyük risk altında olduğu bir bölge halini almıştır. Var olan kirletici faaliyetlerin önüne geçilmesi gerekirken, bugün Aliağa’da yeni yeni kirletici tesislere izin veriliyor. Bugünlerde termik santraller yapılması gündemde, Henüz yargısal denetim süreçleri tamamlanmadan ithal kömür yakıtlı termik santralin bir tanesi faaliyette, hatta kapasite artırımı için ÇED süreci başlattı. Petokok yakacak olan Socar termik santralinin ÇED davası devam ederken, kapasite artırımına ilişkin yeni ÇED süreci başlatıldı, Biz Aliağa’da termik santrallere ve yeni kirletici tesislere izin verilmesine karşıyız.
Bilimsel araştırmalar Aliağa’daki ölüm oranlarının yüksekliğini, ölümlerin büyük çoğunluğunu ise kanserden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Bu ağır sanayi tesislerinin çıkardığı tehlikeli atıklar, cüruflar Aliağa’nın ormanlarını, tarım topraklarını yok ederek vadilere yığılıyor. Bu tehlikeli atık niteliğindeki cürufların binlerce tonu hergün yollarımıza, bordür ve parke taşı olarak sokaklarımıza seriliyor.
Nefes alacak hali kalmayan Aliağa’mızın bu durumuna sesini çıkaramayan, programında kirliliğin devamına yol açacak enerji, maden ve ekonomi politikalarına yer veren, buradaki kirliliği derhal durdurmak için gerekli önlemleri almayan partilere OY YOK!
Yaşamın katili altın madenlerine göz yumanlara OY YOK!
Bergama Ovacık Altın Madeni, Bergama Köylülerinin onurlu direnişine rağmen binbir türlü oyun ve yasa dışı hamlelerle üretimine devam ediyor. Bu yetmezmiş gibi Kozak’tan, Havran’dan, Gümüşhane’den ve ülkenin diğer bölgelerinden getirilen topraklar yasadışı işletmede ayrıştırılıyor. Geleceğimiz “neler istedilerde vermedik ki” zihniyetiyle siyasi pazarlık haline getiriliyor. Dünün suç ortakları bugünün sahte düşmanlarına OY YOK!
Kışladağ’ı viran edenlere ve bunu görmezden gelenlere OY YOK!
Açık ocakta siyanür yığın liçi yöntemiyle işletilen Uşak-Eşme-Kışladağ Altın Madeni işletmesi için bölgede 22.000 ağaç kesilmiş, binlerce dönüm arazi alt üst edilmiş, köyler haritadan silinmiştir. Yöredeki hayvanlar her yıl binlerce ölü doğum yapmaktadır. Bölgede zaten az olan yer altı suları altın madeni şirketi tarafından çekilmekte, bölgeyi susuzluk beklemektedir. Artık binbir canlıya yaşam veren Kışladağı’ın yerini, tüm canlıların geleceğini zehirleyen pasa dağı almıştır. Kışladağı viran edip kuzularımızı öldürenlere OY YOK!
Suyumuzu kirletenlere ve buna sessiz kalanlara OY YOK!
İzmir’in su kaynaklarını kirleten Efemçukuru Altın Madeni kapasite artırımına giderek faaliyetine devam etmektedir. Atın madeni işletmesinin önünü açmak için, DSİ tarafından önceden planlanan Çamlı içme suyu barajı projesinden vazgeçilmiştir. Suyumuzu altın işletmelerine feda edenlere, “bu maden işletilirse İzmir’i taşımamız gerekir” diye ‘namus sözü’ verenlerin, ‘yaşamsal önemdeki’ bu konuyu kapalı kapılar ardında çözemeyenlerin halktan kopuk politikalarına OY YOK!
Tarım cennetini cehenneme çevirecek olanlara OY YOK!
Turgutlu Çal Dağı’nda sülfürik asitle işletilen nikel madeni, verimli tarım alanlarına büyük zararlar vermektedir, çevre sağlığı ve canlı yaşamı için risk oluşturmaktadır.İşletme sonunda; yalnızca Çal Dağında yetişen 20 bitki türü , 13’ü ulusal ve 4’ü yerel olan endemik bitki türü; sayıları milyonlarla ifade edilen ağaç yok ediliyor. Seçim de sadece Çal Dağı’nı, tarım cenneti Gediz Ovasını değil tüm Ege’yi yıkıma götürecek bu talana direnmeyecek partilere OY YOK!
“Ekolojik yaşamı rant kapısı gibi görenlere (veya rant kapısı haline getirenlere) OY YOK!”
Akciğerlerimizi yok edenlere OY YOK!
Kentlerimizin içine kadar girerek öncelikle tarım ve orman alanları olmak üzere yaşama alanlarını tahrip eden taşocakları ve çimento fabrikaları hemen kapatılıp, kentsel mücavir alanlarının dışına çıkarılmalıdır. Yenilerine ise çevresel etki değerlendirmesi yapılarak, yörede yaşayanların bilgilendirilip, onayları alındıktan sonra açılma izni verilmelidir.
Kültürümüzü talan edenlere, ettirenlere OY YOK!
1800 yıllık Allianoi antik kentini Yortanlı Barajı’nın suları altında bırakılmasının en büyük sorumlularından birisi olan Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu bugün AKP’den aday, İzmirliden oy istiyor. İzmirli, Allianoiyi sulara gömen, Kyme antik kentini sanayi kuruluşlarına feda eyleyen, Allianoi yavaş yavaş yok edilirken, sağlık temasıyla EXPO adayı olma komikliğini gösterenlere OY YOK!
Kıyılarımızı yağmalayanlara OY YOK!
‘Turizmi teşvik’ adı altında kıyılarımızı, koylarımızı, sulak alanlarımızı sermayeye peşkeş çekenlere OY YOK
İzmir’in deniz kıyıları korumasız bir haldedir. Cumhurbaşkanına ait olduğu ileri sürülen kaçak villaların olduğu bir bölgede yaşıyoruz. Turizm adı altında kıyılar halkın yararlanmasına kapatılıyor, kıyı ve deniz ekosistemine olumsuz etkileri gözetilmeden ikinci konutlar, turizm yatırımları ve kültür balıkçılığı bölgemizin en önemli sorunları arasındadır.
Kıyılarda, kıyı ve deniz ekosistemini bozan, halkın ortak yararını gözetmeyen yapılaşmalara ve işletmelere izin verilmemelidir.
Nükleere ‘evet’ diyene OY YOK!
Ülkemizde henüz nükleer santral olmadığı halde, nereden ve hangi yolla geldiği belli olmayan nükleer atıklarımız bulunmaktadır. Buna en yakın örnek Gaziemir’deki Kurşun Fabrikası bahçesine tespit edilen nükleer bulaşıklı atıklardır. Bu atıklar çevresinde yaşayan insanlar için son derece tehlikelidir. 1940’lı yıllardan beri çalışan fabrikanın atıklarını bahçesine gömmesine göz yumulması, 2007 yılında atıklarda radyoaktif bulaşık tespit edilmesine karşın, bunun halktan gizlenmesi ve hiç bir önlem alınmamış olması tehlikeyi daha da büyütmektedir. Bu atıklar bir an önce kaldırılmalıdır. Nükleer atıkların nereden ve hangi yolla, nasıl geldikleri tespit edilmeli ve geldiği ülkeye iadesi için girişimde bulunulmalıdır. Bunun yanı sıra sorumlu olan herkes yargılanmalı, bölgede yaşayan insanlar ve fabrika çalışanları sağlık taramasından geçirilmelidir.
Gaziemirde, yüz binlerce insanın yaşadığı mahallelerin ortasında nükleer atıkların gömülmesine zemin hazırlayanlara, bu atıkların orda olduğunu bile bile radyasyon kirliliği ile yaşamı zehirlenmesine göz yumanlara OY YOK.
Manisa Köprübaşında, Söke Kisir Köyünde yöredeki insanları kanserden birer birer ölümüne neden olan eski uranyum madenleri ile ilgili üç maymunu oynayan bir ülkede açık açık nükleer enerji santrallerine karşı çıkamayan, bunu programına yazmayanlara OY YOK!
Atkılarla yaşamı kirletenlere OY YOK!
Gaziemir’de bulunan nükleer atıkların yanı sıra geçtiğimiz günlerde Aliağa’ya söküm için getirilen Kuito adlı petrol tankerinin radyoaktif ve tehlikeli atıklar yönünden ciddi tartışmalara neden olması, buna rağmen söküme izin verilmesi, gemi söküm tesisleri yüzünden İzmir’in tehlikeli atık çöplüğü haline getirilme tehlikesini bir kez daha gösterdi. Radyoaktif tehlikeli atıkların ticaretinin yapılmasına kesinlikle izin verilmemelidir.
Bir diğer atık sorunu ise evsel atıklardır. Harmandalı çöp deponi alanı ömrünü doldurmuştur. Kapatılmasına yönelik çalışmalara bir an önce başlanmalıdır. Yeni çöp deponi alanının yer seçiminde özenli davranılmalıdır, sulak alanlar, tarım alanları, ormanlık alanlar gibi korunması gereken alanlar tercih edilmemelidir. Bu kapsamda alternatif çöp deponi alanı olarak belirlenen Yamanlar’dan vazgeçilmelidir.
“Kirli” enerji politikalarına OY YOK!
RES’ler her ne kadar yenilenebilir enerji olarak kabul edilse de Çeşme, Karaburun, Ödemiş, Tire başta olmak üzere tüm bölgemize yayılan projelerde, halkın ihtiyaçları değil, sermayenin ihtiyaçları gözetilmekte, yer seçimlerinde, çevre sağlığı ve canlı yaşamı açısından titiz davranılmamaktadır. Bu nedenle bölgemizde RES’lere karşı ciddi halk muhalefeti oluşmuştur.
“Temiz-yenilenebilir enerji” diye halkların yaşam alanlarını ellerinden alanlara, tarım topraklarına, meralara, ormanlara şirketler karını arttırsın diye rüzgar enerji santralleri (RES), güneş enerji santralleri (GES), jeotermal enerji santralleri (JES) yapılmasına izin verenlere OY YOK!
Kadın yaşam özgürlük
Doğanın koruyucusu, ekolojik mücadelenin ana öznesi, yaşamın yarıdan fazlası kadınları, erkek egemen anlayışı her gün yeniden üreterek ötekileştiren, baskı altına almaya, önemsizleştirmeye çalışan, katledenlere OY YOK!
Dünya yalnız bizim değil
Nesli tehdit altındaki türlerin yaşam alanlarına göz dikenlere, dünyayı birlikte paylaştığımız hayvan dostlarımıza eziyet eden, katleden, insan merkezci, türcü anlayışlara OY YOK!

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*