yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
10 Ağustos 2020 Pazartesi
SON HABERLER

Dünyanın Tüm Uluslarının Seçiminin Ardından- Mine Topçu

Dünyanın, belki de tüm uluslarından oluşan Amerikalı seçmen, Başkan Obama’yı bir daha seçti ve kendi ifadesi ile daha iyi bir Başkan olarak yeniden Beyaz Saray’a gönderdi.
Başkan, seçimi kazandıktan sonraki ilk konuşmasında “… Sizi dinledim, Sizden öğrendim, beni daha iyi bir başkan yaptınız” diyerek minnetini ifade ederken, “… Bizimkine değil kendi işinize odaklanasınız diye bizi seçtiniz” , “.. ama işiniz bitti demek değil. Amerika’nın yönetimi, bizim için ne yapılabilir’ e değil, bizim tarafımızdan ne yapılabilir’ e ilişkindir” diyerek bir yandan evine dönerken herkesin rahat olmasını istedi, bir yandan da vatandaşlık görevlerini hatırlatarak beklentisini iletti nazikçe.
Kaç seçim günü sabahladığımı, meydan ya da balkon konuşması dinlediğimi ve bundan önceki ABD seçimlerinden aklımda kalanları düşündüğümde, Obama’nın konuşmasının son derece etkili olduğunu söyleyebilirim. Kısa ama yeterince kapsamlı, nazik ve saygılı ama abartısız. Açık farkla samimiyet önde bir konuşmaydı ki, dikkatle dinletti.
Başkan’ın söylediklerinin arasında doğal olarak Amerikalıların her fırsatta duydukları da var, ancak aynı şeyleri ve hatta klişe haliyle söylese de kendi sesiyle ve inancıyla söylediği için onun sözleri olarak dinleniyordu.
Teşekkür, Amerikan Ulusunu bir arada tutan değerler, geleceğe ilişkin umut ve beklentiler ile yapılacaklara değinen bölümlerden oluşan konuşmasını uzatmadan, teatral bir gösteriye dönüştürmeden sürdüren Başkan, konuşurken adeta dinleyenlerini duymaya, görmeye çalışır gibi etrafına bakınıyor, ağzından çıkanı kulağının duyduğunu, yüreğinin onayladığını hissettiriyordu.
Az farkla kaybeden Romney’i de dinledim. Kısa ve abartısız konuşmasında o da ailesine, ekibine, gönüllülerine ve oy kullanan herkese teşekkür etti. Ülkeyi yönetmeyi gerçekten çok istediğini ancak seçmenin başka bir lideri seçtiğini, şimdi artık onlara katılacağını söyledi.
Bizim Ülkemizde bundan çok fazlasını seçimden seçime değil her gün duyuyoruz. Tonlamasıyla vurgulamasıyla belagat sanatı örneği nice konuşmanın her birinden böyle birkaç seçim zaferi konuşması çıkarılabilir ama Dünyanın geri kalanı ne yazık ki bizi değil onları kıskanıyor.
“..Bu ülke herhangi bir ulustan daha fazla refaha sahip ama bizi zengin yapan bu değil, tarihteki en güçlü orduya sahibiz ama bizi güçlü kılan bu değil, .. Dünya, üniversitelerimizi ve kültürümüzü kıskanıyor…” dediğine göre kendileri de farkında.
Dünyanın her yerinden öğrenci çeken sayısız “iyi” üniversitesi ile dünyanın bilgisini üretmeye devam ettikçe en büyük- en güçlü ülke kalmaya devam edecek doğal olarak.
Obama; “… çok çalışmaya istekli oldukça kim olduğunuz, nerden geldiğiniz, nasıl göründüğünüz, nereyi sevdiğiniz fark etmez. Siyah ya da Beyaz, Latin, Asyalı ya da doğma büyüme Amerikalı olmanız, yaşlı ya da genç, zengin ya da yoksul, engelli, ya da değil, homoseksüel ve lezbiyen olmanız, olmamanız önemli değil yeter ki denemeye istekli olun, burada yapabilirsiniz…” derken, Amerika’daki herkesi kucaklarken de inandırıcıydı.
Politika bizde, iddia etmek, vaat etmek, olmayacak duaya amin demek üzerine kurulduğu, doğruluktan biraz uzak bulunduğu için bir yanıyla küçümsenirken, bir yandan da sorumlu olmadan, hesap vermeden, bedel ödemeden geçen süreli, bazen süresiz görevin sağladıkları, çoğu zaman küçümsenemeyecek boyutlarda kazandırdıkları ile oldukça cazip bulunduğundan politikacı olmaya karar vermek ve politikacı olmak hiç kolay değil.
Bugünlerde kabul edilirse, seçme hakları son derece sınırlı 18 yaşındakilerin seçilme hakkı ile birlikte daha da az eğitimli, daha çok mesleksiz-işsiz, donanımsız olacak alaylı ya da artık kısmen okullu olabilen partili insanlar politikacı diye tarif edilebilir mi diye düşündüm
Çetin Altan’ın “Hazine’den Geçinenler” sınıfına politikacıları niye dahil etmediğini bilmiyorum çünkü çok büyük bir kısmının geçimini sağladığı bir işi ve mesleği ya hiç olmamış ya da artık yok. Bir kısmının karısı, kızı, oğlu, kardeşi gibi yakınları ya da doğrudan kendilerinin o görevlerdeyken iş sahibi olmalarını konumuz dışı kabul edersek onların da memurlar gibi Hazine’den maaş aldıklarını hatırlarsak?
Vekillerin farkları, emeklilik, çifte emeklilik, maaş, kendileri ve aileleri için sağlık-sosyal yardım gibi özlük haklarına kendilerinin karar verebilmeleri ve mesai düzeni esneklikleri gibi görünüyor. Lise öğrencisi gibi yoklamalarda var göstermek şirinliklerini sempatik bile bulabilirsiniz ama savunmaları daha ciddi, muhtemelen “daha büyük meseleler için” diye geçecektir kayıtlara, unutmak için tabii.
Her biri tek tek öyle yetenekli, yeterli, gerekli donanımdadırlar ki, bıraksanız ülkeyi kurtarabilirler. İnanana tabii… İşini hakkıyla, ciddiyetle yapanları elbette tenzih ederek diyorum ki, bizim kaderimiz de, tek bir adama bakıp onun istediklerini bir çırpıda seçmek, bir daha ki seçime kadar arkamıza yaslanarak, başka ülkelerin refahını, gelişmişliğini ve demokrasisini kıskanmak demek ki…

Hakkında Mahmut Tolon

2 yorum

  1. aynı dusunceleri paylasiyoruz….

  2. merhaba,

    yazılarınıza dair hep aynı şeyi söylüyorum; muhteşem…
    hem içerik hem anlatım diliniz…
    hep yazın siz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*