yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
24 Ağustos 2019 Cumartesi
SON HABERLER
DÜNYA ORMANCILIK HAFTASINDA ORMANLARIMIZ

DÜNYA ORMANCILIK HAFTASINDA ORMANLARIMIZ

Orman ekosistemleri, doğal varlıklarımızdandır. Barındırdıkları yaşam formlarıyla, tepeden tırnağa yani köklerinden dal uçlarına, doğaya verdikleri yaşam sürekliliği çok değerlidir.

* Atmosferdeki karbonu bağlarlar.

*Atmosfere oksijen pompalarlar.

* Odun hammaddesi vererek hizmet ederler.

* Yer altına , yağmur ve kar sularını süzerek depolarlar.

* Erozyonu önlerler.

*Bakterilerden fillere kadar, binlerce tür canlının yuvalarıdır.

*Milyonlarca ağacın terlemesiyle yağmur yüklü bulutları oluşturur.

*İklimi düzenler.

*Rüzgar hızını düşürür.

*İlaç hammaddelerini oluşturur.

*Dinlenme ve ruh sağlığı sağlar.

Ormanlar tüm canlılar için yaşam alanı, insanlar için de, artı olarak kamusal alanlardır.  O nedenle, Ormanların yönetimini düzenleyecek kararnamelere öncelik verilmelidir.  Nasıl daha yararlı yönetilebileceği sorgulanmalıdır.  Kamu yararına değil de,  işletmelerin yararına düzenleme yapılırsa, o güzelim ormanlarımız elimizden kayar gider.

Ülkemizde “ormancılık” yalnızca ormancılık değildir ! Çoğunluk öyle sanıyor, dolayısıyla “fena halde” yanılıyor. Bir kez; orman ekosistemleri bir arazi üzerinde bulunuyor ya da oluşturulabiliyor. Öyle olduğu içindir ki, hem 1937 yılında çıkarılan 3116 sayılı, hem de 1956 yılında çıkarılan ancak tam 29 kez değiş- tirilmesine karşın günümüzde de yürürlükte olan 6831 sayılı Orman Kanunu’nda, hukuksal olarak “orman” sayılacak yerler tanımlanırken; “…ağaç ve ağaççıkların toplu halleri yerleriyle beraber (birlikte)…” vurgusu yapılmıştır. Bu nedensiz değildir: Cumhuriyet dönemi boyunca hukuksal olarak “orman” sayılan yerlerle ilgili toplumsal, dolayısıyla siyasal, hukuksal ve ekonomik amaçlı yönelimlerin neredeyse tümü bu yerlerin arazi bileşeni üzerine odaklanmıştır. Ek olarak; ormancılığımızın temel sorunları, günümüzde de yoksul köylüler, egemen sınıflar ile siyasal iktidarların “orman” sayılan yerlerin arazilerinin ormancılık dışı amaçlarla kullanma çabalarından kaynaklanmaktadır. Doç. Dr. Yücel ÇAĞLAR – Orman Yüksek Mühendisi)

 Yücel Hoca ne kadar doğru söylüyor. Ormanlarımızın temel sorunu, onları, özel işletmelerin elinden kurtarmaktır.

“Yetişkin bir ağacın, ekolojik değeri, ekonomik değerinin 2000 katıdır. 1 metre küplük toprağındaki kökler ve kök uçları, uc uca eklenip, bir şerit yapılsa, o şeritin uzunluğu 100 km’dir.” Prof. Dr. Necmettin Çepel.  “ Doğru mu hocam, bir sıfır fazlalığı olmasın?”Diye sordum. “Doğru.” Dedi rahmet olsun.

Orman işletmeciliğinde, kesilecek ağaçlar işaretlenir. Onları kağıt yapımında, kereste yapımında ham madde olarak kullanırız. Ülkemizdekiler yetmez, bir kısmını da ithal ederiz. Ormanlarımızı çoğaltıyoruz. Resmi makamlar açıklıyor: “Orman varlığımızı 22 milyon hektardan fazla çoğalttık.” Dikilen fidan adedi hayli fazla. Halkda da yeterli bir bilinç oluştu. Özel ormanlar çoğalıyor. Orman olarak kalabilirlerse hiç sorun yok. Yeni dikilen fidanların bir orman ekosistemini oluşturabilmesi yılları alır. En az otuz yıl.  Orman ekosistemleri, ÖZEL KİŞİ YADA ÖZEL İŞLETMELER TARAFINDAN SATIN ALINIYOR , 49 YILLIĞINA KİRALANIYOR. Mülkiyeti devletten alınan, kiralanan bu yerler bir süre sonra, alınan ruhsatlarla işletmelere açılıyor. RES (rüzgar enerji santralı), HES (hidro elektrik santralı), JES (jeotermal santralı), maden işletmeleri, taş ocakları, üniversiteler, turizm işletmeleri, oteller, vs. Yeşil dokunun ortasına saplanmış hançerler.  Ormanı temizleyecekler ki, işletmeler kurulabilsin. Çalışabilsin. Kesilen milyonlarca ağaç, akıp, giden topraklar, yer altından çekilip, giden sular, kuruyan dereler, suyu biten, bitirilen köyler. Çölleşmiş araziler.

“Ormanlarımızdaki ağaçları kesmeye başladılar.”Dedi Dereköylü Sezen. “Neden kesiyorsunuz?”Diye sorduğumda, “ Yangın için aralıyoruz; ateş atlamasın.” Dediler. “Oysa, o dev kanatları geçirmek için yol yapıyorlarmış. Bir de dönümlerce ormanı yokettiler rüzgar santralı kurmak için, kanadı kopasılar. Arılarımız , mis gibi çam ballarımız bitti – Gitti.” Dedi.

“Urla’da Ovacıklı köylüler, çam ormanlarını kurtarmak için dava açtılar. Günlerce çadır   kurup, nöbette bekledi. Binlerce ağaç, kamu yararına kurban gitti. Şimdi o güzelim dağlarda, çelik pervaneler döner durur. Ya Karaburun dağları, tam 166 tane RES projesi var özel sirketlerin. Sevgili İpar Buğra, Karaburun için yıllarca ölesiye mücadele etti. Sonunda onu kaybettik. Yeri cennet olsun. “Karaburun’un elektrik gereksinimine, 5 MegaWatt’lık , 4 adet RES yeter.” Dedi. Prof. Dr. Tanay Sıddık Uyar. Ya Çeşme dağları? Dava üzerine, davalar açıldı. Bana mısın demediler. İnanılır gibi değil.

Karadeniz’in dağlarında kurulan HES’ler! O kadar çok ağaç kesilip, doğa katledildi ki… Dağların toprakları aktı, gitti. Küçük dereleri, borularla ana bir merkeze yönelttiler. Derelerdeki balıklar öldü. Köylere verilen su kesildi. Köylüler ayağa kalktı. Tüm ekosistem bozuldu.

Bu temiz enerji sistemleri doğru biçimde , doğru yerlere kurulsalar ne güzel olacak. Örneğin: Karadeniz sahil yolundaki denizin içine, ne güzel yakışır. Ne güzel rüzgar alır. İzmir’in Çatalkaya’sı tam da bu RES’ler için. Rüzgarı da hiç bitmez. O zaman, hep birlikte alkışlayalım.

Ormanlar doğal varlıktır. Milyonlarca canlının yaşam ortamlarıdır. Doğal döngüsünde, ormancılık faaliyetleriyle, ormancılar tarafından işletilmelidir. 1937 ve 1956 yılından bu yana çıkarılan yasalara uygun olarak işletilmelidir. Çıkarılan KHK’lar, ek maddelerle defalarca değiştirilmiş, doğal varlık olmaktan çıkıp, doğal kaynak olarak şirketlerin işletmesine açılmıştır. Sonucun çok acı, yıkımın vahşet olacağını uzmanlar söylüyor. Küresel iklim değişimiyle kuraklık sürecine girmiş ülkemizin, ormanlardan başka şansı yoktur. Başka Türkiye de yoktur.

Merih YÜCEL – İZÇEP (İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu) Sözcüsü

Hakkında Merih Yücel

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*