yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
23 Ağustos 2019 Cuma
SON HABERLER

Diren ODTÜ!

karatop
İngiltere merkezli Times Higher Education (THE) tarafından oluşturulan ‘BRICS ve Ekonomisi Yükselen Ülkeler 2015’ listesinde, 100 üniversite arasında en iyi 3. Üniversite olan ODTÜ, yine aynı kuruluş tarafından 2014 yılında yapılan bir sıralamaya göre (Dünya Üniversiteler Sıralaması 2014-2015/ World University Rankings 2014-2015) dünyanın en iyi 400 üniversitesi listesinde 85. sırada yer aldı. Bu özelliği ile de ODTÜ ülkemizde ilk 100 içinde yer alan tek üniversite. Okul bu gücünü bilimsel bağımsızlığı ile her alandaki özgürlük anlayışından alıyor. Bu nedenle, genelde okulun karakteri sol olarak algılanmasına rağmen ODTÜ’den siyasi bağlamda her parti içine serpilmiş ve çok önemli makamları işgal ederek ülkemize hizmet etmiş değerli insanlar çıkmıştır. Tüm bu özellikleri ile ODTÜ ülkenin gözbebeği olması gereken bir kurum.
Önümüzdeki Haziran ayında ODTÜ’de rektörlük seçimleri olacak ve yasa gereği önce YÖK’e sunulan adaylar daha sonra Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulacak. Cumhurbaşkanı ise hep olduğu gibi, seçilme sırasına bakmaksızın kendisine en yakın olarak gördüğü adayı rektör olarak atayacak. ODTÜ şimdiye kadar bir şekilde diğer üniversitelerden farklı davranarak önceki ve bugünkü cumhurbaşkanlarımızın bu uygulamalarını atlatıp bilimsel bağımsızlığını, okulun geleneksel özgürlükçü anlayışını koruyacak kişilerin rektör olarak atanmasını başardı. Ancak, bu kez iktidar odakları işi şimdiden sağlama alıp bu durumu aşmak ve kendilerinden kabul edilen birisini rektör olarak atanmasını sağlamak istiyorlar. Neden peki?
Öncelikle, okulun bulunduğu yer rant açısından artık Ankara’da en öne çıkan yerlerden birisi. Burada konut, alış veriş merkezleri yapmaya kalksanız bir kaba hesaba göre kamu bütçesinin yarısı kadar gelir yaratacak bir özelliğe sahip. Öte yandan, okulun sahip olduğu Eymir gölünü içinde bulunduran arazi işin diğer kaymak tarafını oluşturuyor. Geçtiğimiz yıllarda da bu arazi ile ilgili olarak Büyükşehir Belediyesi ile rektörlük arasında büyük çekişmeler oldu. Büyükşehir Belediyesi Ankaralılar gölden yararlandırılmıyorlar gerekçesi ile okulun elinden almak istedi ama bunu eski yeni tüm ODTÜ’lülerin karşı çıkışları sonucunda başaramadı. Oysa, orayı sadece ODTÜ’lü olup yolu oradan geçenler değil, tüm Ankaralılar rahatlıkla kullanabiliyorlar. Eğer ODTÜ kurum olarak sahip çıkmasaydı, oraları da Ankara’nın birçok yerinde olduğu gibi sıkı bir talana uğrayacaktı, hiç kuşku yok. Üstelik yörenin ağaçlandırılması, orman haline getirilmesi kuruluş rektörü Kemal Kurdaş’ın zamanından beri okulun her düzeydeki paydaşlarının girişimleri ile gerçekleşmiştir.
Neyse, bugüne dönersek kendilerine yakın bir rektörün seçimi garanti altına alınırsa, bu problemler rahatlıkla aşılır geçen yıl yol yapımı sırasında olduğu gibi güçlüklerle karşılaşılmadan istedikleri rahatlıkla yapılabilir diye düşünüyor olmalılar ki, 2 konuda 8 koldan cepheler açılmaya başlandı. Önce öğrencilere namaz kıldırılmıyor, yapılacak cami inşaatı engelleniyor yaygarası yapıldı; oysa kesinlikle böyle bir durum söz konusu olmadığı gibi fotoğraftaki haritada da görüldüğü üzere okul alanında 14 adet mescit ve 1 adet de cami var ve bugüne kadar kimsenin namaz kılması engellenmiş değil.

odtü mescit haritası
Daha sonra iktidara yakın yayın organlarında sözde solcu öğrenciler tarafından dövülen ve namaz kılması engellenen bir öğrencinin fotoğrafı yayınlandı. Sonradan anlaşıldı ki, bu fotoğrafın olayla hiç ilgisi yok ve evet bir karşılıklı atışma var ama bu namaz kılan bir öğrenci ile yine namaz kılan ama mescitler ve camide siyasi propaganda yapan bir grup arasında gelişmiş. Propaganda yapılmasına karşı çıkan öğrenci, mescit ve camiye yapıştırılan siyasi nitelikteki afiş ve benzeri materyali kaldırmak isteyince diğerleri tarafından engellenerek hafifçe tartaklanmış. Bu öğrenci başına gelenleri sosyal medyada yayınladı ve ibadet yaparken bu grup tarafından engelleneceği ve başına bir iş geleceği korkusu taşıdığını yazdı. Kısacası, ODTÜ’de ibadetini düzgünce yapanlara karşı gelişen herhangi bir eylem yok; bunu siyasi propaganda malzemesi haline getirip, çok yeterli olduğu halde ilave ibadet yeri isteyenlere karşı doğal bir karşı çıkma ve direniş var. Bunu da iktidarın buraya sahip çıkma amacının doğal bir uzantısı olarak gören ODTÜ’lüler, mezunu öğrencisi, ihtiyarı, genci, kadını erkeği ile buna olanca direnci ile karşı çıkıyor ve iyi ki de öyle yapıyor.
İktidarın ikinci salvosu ülkemize yabancı şifre kırıcılar tarafından yapılan siber saldırı sonrası oldu. Önce Binali Yıldırım ODTÜ’nün siber saldırıları karşılamakta çok yetersiz kaldığı gibi bir söylemde bulundu, sonrasında Lütfü Elvan onu izledi. Bu bahane edilerek ODTÜ’nün elindeki ulusal sunucu olma hakkı elinden alınmak isteniyor. Kısacası, iktidarın ülkede var olan tüm gücü elinde toplama merakının yansıması bu olay da. Oysa, ODTÜ internet ülkemize ilk geldiği günlerde bu konuya vakıf olan uzman ve teknik ekipmanın var olduğu tek kurum olması nedeniyle uluslararası kuruluşlar tarafından bu işe layık görülmüş ve bu nedenle yıllardır bu işi layığı ile yerine getirmekte. Hükümet’in ulusal sunucu olma hakkını devretmek istediği kurum Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK)’dır. Radikal gazetesinden Murat Yetkin ise bu durumun ne kadar çelişkili ve güvensiz olduğunu şöyle anlatıyor: “BTK’nın hükümetin lisanıyla “paralel yapı”, yani Fethullah Gülen cemaatinin faaliyeti sonucu tamamen güvensiz, her türlü dış saldırıya açık hale geldiği iddiası ise, bizzat bugün BTK’ya devir isteyen sayın bakanlar tarafından iddia edilmemiş miydi, çok değil daha bir sene kadar önce? Kabloların dahi güvensiz olduğu söylenerek binanın yeri dahi değiştirilmemiş miydi?”

Benin bunlara ekleyebileceğim tek bir şey var: DİREN ODTÜ!

Sevgiyle, dostlukla…

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*