yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
23 Ağustos 2019 Cuma
SON HABERLER
Deneme (Essay): Sevgili’ye Veda…Zeki KIVRAK

Deneme (Essay): Sevgili’ye Veda…Zeki KIVRAK

Ben aslında, hiç varolmamış, hiç bir yerde, hiç bir zaman, asla ve kat’a yaşamamış bir kadın sevdim.
Hiç doğmamış, ete kemiğe hiç bürünmemiş, ismi, cismi hiç olmamış, rengini, boyunu , posunu, gülümsemesini, kıvır kıvır saçlarını, şuh kahkahalarını sadece hayalimde canlandırdığım o hayallerimin aşkını, seneler seneler öncesi, yağmurlu bir İzmir baharı akşamında, hiç tanımadım.
Seneler, seneler öncesi, yapış yapış bir Mayıs akşamında, gözle görülmeyen, elle tutulmayan, tamamen ve sadece bir hayal ürünü olan o muhteşem kadını, heykel durağının hemen köşesindeki küçücük pastanede, avuçlarım heyecandan şıpır şıpır terleyerek hiç beklemedim.
Biliyordum, gelmezdi çünkü.
Ama ne var biliyor musunuz; ömrümün geri kalan bölümünde, hayal kurmaya, O’nun hayalini kurmaya hep devam ettim. Hayalimde de olsa, kendisi bu hayalin farkında olmasa da, onunla yaşadım, onunla var oldum, onunla ağladım, onunla güldüm.
Belki inanmayacaksınız ama ben, bu aslında, hiç varolmamış, hiç yaşamamış kadınla, sözlendim, nişanlandım, hemencecik evlendim, çoluk çocuğa karıştım; tam da hayalllerimdeki gibi inanılmaz, sadece ve sadece masallarda görülebilecek kadar sıradışı, rüya gibi bir yaşantı sürdüm.
Onunla birlikte, nefes nefese saatler, günler, haftalar, aylar, dolu dopdolu uzun seneler, koskoca bir yaşam geçirdim.
Sadece hayalimde.
Hayalimde canlandırdığım masalsı yaşantıdan, ve o gerçekte varolmayan, hayallerimin aşkından, muhteşem sevgiliden, size de birazcık bahsetmek istedim.
Ben bu masalın, bu yaşanmamış masalsı yaşantının çok sıradışı olduğuna, kafamda kurduğum, oluşturduğum, düşlediğim bu hayalin sizleri de hayallere, masalsı düşlere sürükleyebileceğine inandığım için bunları kulağınıza fısıldamak istedim.
Pespembe hayal gözlüklerinizi takıp, benzeri hayaller kurmanızı dilediğim için bunları bilmenizi istedim.
Hayaller, pembe düşler daima gerçeklerden daha güzeldir. Böylece gerçek hayatın kötülüklerinden korunursunuz, ya da en azından korunabileceğinizi zannedersiniz.
Üstelik aklında hep kötülük, şeytanlık düşünen, hep başkalarının, hem de en yakınlarının kötülüğünü isteyen, kıskançlıktan gözü dönmüş, sevgiyle tanışamamış, para hırsı gözlerini bürümüş, insanlıktan hiç ama hiç nasibini almamış insanları, hayallerinizdeki yaşantınızdan uzak tutabilme şansınız bile var.
Yalnız dikkat edin. Hayallerinizi uzattıkça, hayal ile gerçek arasındaki incecikten çizginin daha da incelip yok olma riski var. Pembe hayalinize daldıkça, onun gerçeğe daha çok yaklaştığına inanabilirsiniz.
Hayalinizdeki masalsı yaşantıyı artık, elle tutulur, gözle görülür, ete kemiğe bürünmüş, sadece düşlerinizde değil, dokunduğunuz, kokladığınız, tattığınız, işittiğiniz, ve hayal değil dünya gözü ile gördüğünüz bir yaşantı olduğunu düşünmeye başlayabilirsiniz. Bende öyle oldu çünkü.
Bu kötü bir şey mi? Bilemem.
Olsa olsa, sizi deli sanmaya başlayabilirler, size delirmiş gözü ile bakabilirler. Sevenleriniz sizin için çok üzülür. Belki sevmeyenleriniz dalgasını geçer. Siz bu riski aklınızın bir köşesinde tutun, ama benim hiç mi hiç umurumda değil doğrusu.
Böylesi ağır ve derin hayallerin bir başka riski ise, aslında belki risk değil, kaçınılmaz son demek daha doğru, her gerçeğin olduğu gibi, her hayalin, her düşün, her masalın mutlaka bir sonu olması gerektiğidir.
Gün gelir düşünüzden, derin hayalinizden eninde sonunda uyanırsınız.
Bakmayın masalların “sonsuza kadar mutlu yaşadılar” diye bittiğine. Her masal dahi, her gerçek hayat gibi mutlaka bitmek zorundadır.
Ne gam! Nasıl olsa her şeyin, her gerçek hikayenin de zamanla bir sonu yok mudur?
Ben bu iki riski de fazlaca takmadım. Bir hayali yaşantı oluşturdum, hep bu hayalin peşinde koşturdum.
Bütün olanlar hayalimde olmuş da olsa, inanılmaz güzellikler yaşadım. Mutlu oldum, mutsuz oldum. Dağlar, çağlar devirdim,okyanuslar aştım, anka kuşları ile uçtum, kaf dağının arkasındaki bilinmedik diyarlara ulaştım. Balta girmemiş ormanlarda dolaştım, efsane yaratıklara bulaştım, ölü ozanlarla konuştum.
Ve hayalimdeki masalsı yaşantının odak noktası, hep yanımda, hep aklımda taşıdığım, hayalimdeki O sevgiliyi hep sevdim, kimseciklerin, kendisinin bile bilemeyeceği kadar çok sevdim. Tüm yaşantımı ona adayacak kadar, yokluğunda yüreğim atmayacak kadar çok sevdim.
Ama sadece hayalimdeki sevgiliydi o, ölümüne sevdiğim.
Artık tamam, vakit seher. Düş biter, hayal biter, masal biter, ama hayat devam eder. Bana hayalimdeki sevgili ile geçirdiğim masalsı anlar yeter.
Ama ya gerçekler? Aradaki incecik çizgiden kayıp, pespempe hayalden kapkara kabuslara dönüşmüş gerçek günler? Hiç sormayın, bazen ölümden de beter:
“Ne kadar isterse istesen, kavuşup kucaklaşamaz iki deli dalga aynı mahşeri denizde!” demiş Küçük İskender.
Artık ayrılık zamanı, elveda düşlerdeki Sevgili. Hoşçakal ey muhteşem sevgili.
Ya gerçekler! Düşlerimden düşüp, ete kemiğe bürünmüş acı gerçekler?
Zaman herşeyin çaresi, unutulur bir şekilde, bu da geçer gider…

Hakkında Editör

Bir yorum

  1. AYRILIK
    İki rayı gibiyiz
    bir tren yolunun
    yakın olması
    neyi değiştirir
    son istasyonun

    Sunay Akın

    Demiş şair. Güzel bir denemeydi. Zevkle okudum. Teşekkürler.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*