ALTIN 460,48
DOLAR 7,3631
EURO 8,7169
BIST 1.084
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 30 °C
Az Bulutlu

Darwin’e Dar Bakan -Ahmet İnam-

21.03.2014
1.270
A+
A-

Darwin’e Dar Bakan

Darwin’i dinine bir tehdit olarak görüyor. Dini, kendi bakışı içindeki dinidir. Küçük yaşlardan beri belli bir yorumuyla eğitilmiş. Büyük olasılıkla farklı dinler, din dışı inanç düzenleri üstünde kafa yormamış.
Akademisyen olarak öğrendiklerini dini dogmalarla uzlaştırmaya çabalamış. “İlim”e saygı duyması gerektiği zaten dini eğitiminin içinde var. Kimi akademik görüşleri dini inançlarıyla uzlaştırmada zorluk çekmiş. Belki birkaç sebepten: Dinin teolojik temellerini yeterince incelemediği, incelese de oradaki farklı görüşlere kapalı olduğu için.( Evrimin İslâmla uyuştuğu Prof. Dr. İsmail Yakıt’ın önemli bir tezidir!) Darwin’in dinsiz imansız biri olduğunu düşündüğü, dinsiz birinin de ortaya attığı görüşlerin dine aykırı olacağını sandığından.
Kendisi biyoloji alanında uzman bile olsa, Darwin’i kabulle, dinden imandan çıkıp, cehennemde yanacağını düşündüğü için, Darwin’in bulgularını “bilimsel” ölçütlerle gözden geçirmekten kaçındığından.
Yaratılış kuramını Darwin’e karşı savunmaya çalışırken, olgulardan kalkarak, olguları biyoloji biliminin kabul gören yöntemleriyle irdelemek yerine, dinsel metinlere, otoritelere başvurmaya çabalamaktan. Elbette bunu açıktan açığa yapmayacaktır. Bir akademisyen şapkası taşıdığı için, bu şapka altında “bilimsel verilere”, işine gelen bilim insanlarına ve felsefecilerine dayanmaya çalışacaktır. Altta savunmaya çalıştığı inancı, üstte felsefe ve bilim. Diyeceksiniz ki bunun neresi yanlış? İçten olmaması, kendini dürüstlükle ortaya koymaktan kaçması.
Darwin kuramının bilimsel konumunu tartışmak uzmanca bilgiler gerektirir, benim işim değil. Felsefe alanında hem Darwinciler hem karşıtları yoğun tartışma içindeler. Bu, insan bilgisinin gelişimine yakışan bir durum. Dinini savunmak için Darwin’i ortadan kaldırmaya çabalamak ise ne dine ne bilime ne bilgi ve bilim aşkı içinde olması gereken insana yakışır.
Dinin bu şekilde savunulması, savunulduğunun sanılmasından daha büyük bir günah olabilir mi ? Hangi dinden olursanız olun, dostluğu, barışı, sevgiyi, farklı kültürlere saygıyı savunmaz mısınız? Dininiz Darwin’den korkacak bir din midir ki, onun üstünü örtmeye kalkıyorsunuz? Farklı görüşlerden beslenmeyen bir zihin, bir kalp nasıl zenginleşebilir?
İnancınızı, karşıt görüşlerden korkarak değil, onlarla iletişime geçerek, onları anlayarak koruyabilirsiniz. Onları anlamak onları kabul etmek değildir. Onları dinlemek, kendinizi dinlemeye götürür. Şeytandan korkmamak gerek.(Elbette tedbirimiz alarak!) Şeytandan korkandan korkmak daha yüreklice bir duruştur. Karşıt görüşlerle etkileşim, kendi görüşümüzü onarmak, tazelemek, irdelemek için bir fırsattır.
Darwin korkusu, hem bilim hem din açısından ruhumuzun darlığını gösterir. Bilimde kalarak, bilimsel çalışmalarla, moleküler biyolojinin, gen teknolojisinin sunduğu bilgiler ışığında karşı çıktığımız kuramı eleştirebiliriz. Böyle yapıyorsak, korkuya, ortadan kaldırma çabasına ne gerek vardır?
Bilimde dinsel bakışla uyuşmayan kavramlar olabilir. Bilim insan aklıyla gerçekleştirilen etkinliklerin, yapıtların, kuramların adıdır. Akıl kendi sınırları ve olanakları içinde yolculuğuna bilimle, felsefeyle, sanatla devam edecektir. Din bu serüvene sadece saygı duyabilir.(Burada zulmeden, sömüren, öldüren aklı kastetmiyorum!) Aklın bu özgür serüvenini anlamaktan âciz inananlara, onu anlatmak ilâhiyatçılarımızın işidir. İmân hakikat araştırmasında bilime ancak yardım eder, engel olmaz. İmân kalpleri genişletmek, zenginleştirmek içindir. Engin bir gönül, inançlarına ters düştüğünü sandığı yargılardan, görüşlerden korkmaz. İmân, gökyüzünden, vahiyle gelmiştir, yeryüzündeki olgulardan değil! Bunlar çatıştığı zaman, göğü ve yeri yeniden yorumlamak gerekir. Bu çaba ne olguları yadsımaya ne de dinden olmaya götürür insanları. Dini bir irfan olarak yorumlayabilen bir inanan için, felsefe, bilim, sanat onun dostudur, düşmanı değil.
Darwin korkusu, bilgisi, zihni, kalbi dar olanın korkusudur. Bilgiyle, bilimle, aklın eleştiri gücüyle tazelenen inanç, yeryüzünü insana daha fazla yakışan bir yaşam alanı kılmak için, oradaki zulmü, kötülüğü ortadan kaldırmada önemli bir olanak olur.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.