yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
23 Ağustos 2019 Cuma
SON HABERLER
Daha İyi Bir Yıl Olsun – Mine Topçu

Daha İyi Bir Yıl Olsun – Mine Topçu

 

 

Biliyorum bazılarımız asla kemik gibi, kaya gibi bir blok haline gelmeyecek.

Düzeltmek, değiştirmek istedikleri şeyler için aynı zamanda ve aynı yöntemlerle çabalamayacak.

Duygu ve düşüncelerini aynı biçimde ifade etmeyecek,

Başkalarına, tıpkısı olacak kadar benzemeyecek.

Sırf benzedikleri ya da benzemek için başkaları ile birlikte durmayacak.

Her biri farklı kalacak ve bu hep onların farkı olacak. İyi ki böyle…

 

Doğduğumuz andan itibaren işlevi, kumaşı, biçimi, büyüklüğü, ağırlığı, sırası, rengi farklı, üst üste giyilmiş giysiler gibi üstümüzde bir sürü kimlik biriktiriyoruz.

 

Belli bir coğrafyada, belli bir kültürde doğup, birilerinin akrabaları olarak büyürken, içinden geçtiğimiz her şeyden biraz alırken, daha önceden aldıklarımızla karıştırırken, her seferinde yakınımızdakilerden bile farklılaşarak başka kimselere benzemeyecek kadar kendimiz oluyoruz.

 

Giyip çıkardığımız tüm bu esvapların içinden en beğendiğimizi, en ugun bulduğumuzu, en renkli, en moda, en otantik, en herkeste olan ya da en bulunmazını görünür kılmaya, değiştirmeye her karar verdiğimizde başkalarına benzemeyi ya da onlardan ayrılmayı seçiyoruz.

 

Dil, ırk, coğrafya, inanç, cinsiyet, eğitim, meslek, iş referanslı bir sürü kimliğimizden, çoğu kez bulunduğumuz koşulların kışkırtmasıyla, biri veya bir kaçı ile kendimizi tanıtırken, aslında ancak hepsi ile birlikte benzersiz “ben” olabildiğimizi bazen fark etmiyoruz bile.

 

En belalıları çoğu kez çeyizimizle gelen ve bir şekilde taşımaktan vazgeçmediğimiz tüm bu kimliklerle yol almak ne kadar zor oysa…

 

Bazen sadece “insan” olduğumuzu hatırlayarak yaşamı ne kadar kolaylaştırabileceğimizi düşünür ve hayıflanırım.

 

Biriktirdiğimiz tüm bu kimlikler zenginliklerimiz olarak bizimle kalsa da, İnsanlık ve Yeryüzü için, iyi, doğru ve güzel için birlikte davranmak üzere birbirimize en çok benzediğimiz kimliklerimizle gerektikçe buluşsak, önce ilk kurtarılacaklara baksak daha az yorulup daha mutlu olamaz mıydık diye dert ederim.

 

İstediğimizde “Dünyalıyım” diyerek bu yaşlı dünyanın tüm çocukları ile kardeş olabilmek de, “Ben Benim” diyerek benzersiz “biricik” kalmak da tercih ise, zor mudur, ara sıra bazı başkalarıyla birlikte “biz” olup hayatı kolaylaştırmak diye düşünürüm.

 

Savaşlar yüzünden parçalanmış aileler, yakınlarını, yurtlarını, duyguları dahil içinde güvende hissettikleri neleri varsa kaybetmiş, yaşlı, genç, kadın, erkek ve çocuklar perişan her gün eksilerek yollardalar. Hayatta kalmak için başka coğrafyalarda, kültürlerde kendilerine yeni kimlikler bulmaya, aslında yer bulmaya çalışıyorlar.

 

Bazılarımız düşünce, inanç ve ifade özgürlüklerini kaybettikleri, yönetime, hukuka, ekonomiye, basına, eğitime, geleceğe güvenleri kalmadığı ülkelerini terk ediyor.

 

Sonunda Dünya’dan başka gideceğimiz bir yer yok ama Ona iyi bakmak zorundayız.

 

Göç etmeye mecbur kalmadan, dünyanın her hangi bir köşesine gidebilme özgürlüğünü kazanmak imkansız mıdır, belli bir coğrafyada, bir kültürde, bir ülkede doğmaktan gelen kimliklerle var olmanın bedeli, hayatı cehennem gibi yaşamak mıdır, tüm bunlar hak mıdır diye sorgularken isyan ediyorum.

 

Cehaletle birlikte, aç gözlülük, hırs, kibir gibi yetersizlik ve değersizlik duygularıyla beslenerek büyümüş ve her çağda felaketlere yol açmış ne kadar ayıp, günah varsa daha güçlenmek ya da gücü elinde tutmak için var olanca gürültü ve kalabalıklarıyla üstümüze gelirken, “Biricik” Bireyler olarak, olan biteni uzaktan, sıkıntı ve çaresizlik duyguları içinde seyretmeye devam ettiğimizde “kendimiz”i korumuş olacak mıyız, yoksa sonunda, sadece “insan” kalana kadar tüm kimliklerimizi bırakacak mıyız derken dayanamıyorum.

 

Kimliklerimizi feda etmeden, onlardan uygun olanları zırh gibi kuşanarak insanlığın ve yeryüzünün geleceğini karartacak yanlışlara karşı durmak gerekmiyor mu hala?

 

Bu Yaşlı Dünya’nın iyi kötü daha milyonlarca yılı var ama bizim çok az. O sayılı yıllarımızın iyi olması için her yılın başında iyilik dilemek yetmeyecek, iyi için her birimize düşen bir şeyler var. Bu Yılı da biz “iyi” kılalım.

 

Mesela bu Ülkede doğrudan bizi, geleceğimizi ilgilendiren şu yeni Anayasa Değişikliğinin kapalı kapılar ardında kotarılıp, sahipleri ya da temsilcileri tarafından her mecrada bağıra çağıra savunulmasına karşın, halkın, hatta temsilcilerinin bile yeterince tartışmasına, değerlendirmesine izin verilmeyen bu sürecin sonunda bizi neyin beklediğini anladıysak, tek bir adamın varlığına, karakterine, kişiliğine, namusuna, vicdanına, bilgisine, deneyimine ve nihayet keyfine göre değişecek, durmadan değişecek bir yaşam tarzı dayatması tehdidini fark ettiysek başkaları da fark etsin diye anlatmamız daha iyi bir gelecek için çabadır.

 

Çocuklarımız için, dünyayı kavramalarını, meslek, iş-güç sahibi olmalarını ve yerlerini bulup tutunmalarını sağlayacak iyi bir eğitim istemek daha iyisi içindir.

 

Adil ve tarafsız yargı talep etmek toplumsal ve kişisel güvenliğin temeli içindir.

 

Laiklik inanç özgürlüğünün teminatıdır.

 

Haksız hesapsız vergiler, devlet katındaki sorumsuz harcamalar, hukuksuz uygulamalar itiraz ettiğimiz, hesap sorduğumuz, takip ettiğimiz sürece iyileşecektir. Vatandaş olarak bunları yapmak, istemek hakkımızdır, yasalara uyarak, vergi vererek yerine getirdiğimiz görevler kadar hem de.

 

İYİ BİR YIL OLSUN

 

Hakkında Mahmut Tolon

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*