yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
2 Haziran 2020 Salı
SON HABERLER
ÇOCUK KALBİ

ÇOCUK KALBİ

5. sınıftım, yani 10. yaşımın ilk aylarını yaşıyordum. Öğretmen anne-babamın tayini sebebiyle 3 okul, 4 öğretmen değiştirmiştim ve şimdi de yeni bir okula, birbirini 1. sınıftan beri bilen ve öğretmenleri hep aynı olan bir sınıfa başlamıştım.

Durun daha bitmedi, okulun başlamasına 2 gün kala bir de damaklı diş telleri takılmıştı -ailemin hakkını ödeyemem, orta gelirli bir aile için çok pahalı bir tedaviydi- ve ben bazı harfleri söylerken çok zorlanıyordum.

Buradan daha çok hikaye çıkarırım ancak konumuza dönelim, bu yeni sınıfımda beslenme saati diye bir saat vardı ve ben diş tellerimi yalnızca sabah, öğle ve akşam çıkarabiliyordum. Beslenme saati için iznim yoktu.

Arkadaşlarım her gün, öğretmen günün yiyeceğini ne olarak belirlediyse onu getiriyorlardı. Onlar yerken ben de işte bu Çocuk Kalbi kitabını okuyordum. Boş durmayı hiç sevmezdim. Ah burnuma nasıl kokardı o yiyecekler ! En çok da patates olduğu gün, patatesi kızartılmış olanların çantalarını ilk açtıkları andaki “o” koku beni benden alırdı. Tariflemiyorum. Tariflersem ağlatabilir, yazanı da okuyanı da. Öğretmen de bir onun patatesi, bir bunun patatesi derken karnı doyururdu. Bense imrendiğim kokular ve görüntüler arasında, bu kitabı okumaya odaklanmaya çalışırdım.

Bir de beslenme listesine uyanlar sınıf içi puan sisteminde puan alırlardı. Bu benim canımı sıkmaya başlamıştı. Aynı şartlarda olsak, o listeye ben de uyardım ve ben de o puanları alırdım. Öğretmenin bunu düşünemiyor olması “çocuk kalbi”me çokça dokunurdu. Adım gibi bir çocuktum.

Bir gün öğretmenimin karşısına geçtim ve “Öğretmenim okul başlayalı 2 ay oldu, arkadaşlarım beslenme saatinden 300 puan kazandılar ancak benim tellerim var ve bu durum bana göre hiç adil değil. Siz ne düşünüyorsunuz? Bir de size bir önerim var. Beslenme saatinde arkadaşlarıma mandolin çalsam, bana da puan verir misiniz?” dedim. O an öğretmenimin afalladığını hatırlıyorum. Biraz kekeleyerek “Tabii” dedi.

Ertesi gün beslenme saatinde mandolin çaldım ve bana bu güzel konser teklifi için 500 puan verdiğini duyurdu sınıfa. Sonraki beslenme saati konserlerimde de beslenme kurallarına uyan arkadaşlarımla aynı puanı aldım. Çocuk Kalbi’ni okuyup, bitirmek de eve kaldı.

Şimdi yeniden okuyorum ve birden o günlere gittim. Bana daha buradan çok hikaye çıkar, size de yazarım.

Adım gibi bir çocuktum. Her şey unutuluyor da hissedilenler unutulmuyor.

Böyle böyle “yılmaz” insanlar oluyoruz. Sizce de öyle değil mi?

Duygu Yılmaz Hancılar

29 Mart 2020, İzmir

Hakkında Duygu Yılmaz Hancılar

Öğrenme İştahı Kabarık ve Meraklı Biri, İnsan Kaynakları ve Organizasyonel Gelişim Lideri, İzmir Kahkaha Kulübü Kurucusu, Kıvırcık Gurme Blog Yazarı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*