yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
20 Eylül 2019 Cuma
SON HABERLER
Can  Çevrede Bedenin  Önemi -Ahmet İnam

Can Çevrede Bedenin Önemi -Ahmet İnam

 

Ülkemin insanı yaşadığı daracık çevrelerde, gerilim içinde bir hayatın kıskacında birbirine öfkeyle bakmakta. Kendi dünya görüşünü hakikat sanıyor, kendi daracık dünyasını dünya sanıyor. Kendisi gibi düşünmeyenin boğazını sıkmakta, onun yok olup gitmesini istemekte. Yok olursa düşmanı, dünyanın tek egemeni o olacak, gönlündeki “hakiki” dünyayı yaşayacaktır. Oysa bir başına yaşayacağı böyle bir dünya hiç olmayacaktır. Düşmansız dünya diye bir dünya yoktur çünkü. Düşmanımızla paylaşmayı öğrenmek zorundayız.

Düşmana düşman olarak bakmak bu açıdan yanlıştır: Dünyayı paylaşmak zorunda olduğum insan kardeşimdir o. Bunun için çevremi, can çevremi fark etmeliyim, oradaki bedenimi: Evrendeki yerimi görüp, daracık dünyamın kafesinde tutsak olmaktan kaynaklanan düşmanlıktan kurtulmakamacıyla.

Çoğumuz dayatılan politik, kültürel çevrede hayatı tüm sığlığı ve renksizliği içinde zaman zaman bir cehennem olarak yaşıyoruz. Oysa can çevremiz var: Başarırsak, hayatı doya doya duyabileceğimiz.

Beden, duygu ve düşünceden oluşan can çevremizin ne kadarı bize veriliyor, ne kadar bu çevreye mahkûmuz, ne kadar bu çevrenin altında eziliyoruz, ne kadar bu çevre bizim üstümüze üstümüze gelip, eziyor bizi, elimizi kolumuzu bağlıyor? Ne kadar o çevreyi, can çevremizi yaratabiliyoruz, ne kadar bedeninizi bedenimiz olarak yaşıyoruz ve ne kadar bedenimizi inşa ediyoruz? Estetik ameliyatlar, joking yapmalar anlamında değil olağan ki. Can çevresinin inşası diye bir söz söyleyelim.

Bu can çevremizi ne kadar oluşturma gücümüz var, ne kadar bu çevreyle iletişime geçme gücümüz var? Bedenimizi ne kadar anlıyoruz? Bedenimizin bize ne söylediğini anlayabiliyor muyuz? “Dikkat et, üstüne bir şey al, üşürsün, bunu yeme, bunu ye, biraz koş, biraz şarkı söyle, biraz dans et, biraz kaslarını kullan, işte burada lök gibi oturma, harekete geç” mi diyor, ne diyor beden acaba? Beden çevresinden gelen sesi duyabiliyor muyuz? Acaba duygu çevremiz bize ne diyor? Düşünce çevremiz ne diyor? Düşünce çevremizle bir iletişimimiz var, duygularımızla bir iletişimimiz var mı? Oradan bize birtakım iletiler geldiğini düşünebiliyor muyuz?

Bütün bu çevreleri, beden, duygu, düşünce çevrelerini taşıyan can çevremiz salt bize özgü değil. Birey olarak düşündük can çevreyi, ama aslında bedenim salt bana özgü olmakla birlikte, bir anlamda bana özgü de değil; çünkü bedenin başka bedenler arasında olduğunda bir anlam kazanıyor. Duygularla paylaşıldığında bir anlam kazanıyor. Kıskandığımda, kızdığımda, öfkelendiğimde, sevindiğimde, memnun olduğumda, üzüldüğümde, kahrolduğumda, hep başkalarıyla var oluyorum. Demek ki, çevre dediğimiz şey, can çevre bile, hiçbir zaman salt bana özgü değil, otistik bir özellik taşımıyor.  Şöyle bir özelliği de var: Duygularımı yalnız ben bilebiliyorum, yalnız ben yaşayabiliyorum. Onun için bir anlamda “private” bir özelliği var; salt bana özgü olduğu için,  “mahremim”de olan bir yaşantı.

Duygularımı yaşıyorum ya, bedenim de biraz onu ifşa ediyor olabilir. Yüzümden benim kızıp kızmadığımı, ne halde olduğumu biraz anlayabilirsiniz, ama iyi bir artistsem anlayamayabilirsiniz de. Yine de bir biçimde belli olur. Kızmadım desem bile, belki bir süre sonra elim bardağa çarpabilir, düşürebilir, demek ki bende bir şey var, oradan çıkarabilirsiniz. Sinir sistemim, duygularımla, bedenimin belki birbirine değdiği noktada bedenim aracılığıyla, duygularım kendini ele verebilir. Ama duygu ve düşüncelerimi salt ben yaşıyorum. Bedenimdeki ağrıları salt ben yaşıyorum.

 

Bedenimdeki ağrıları nasıl yaşadığımı -biz buna felsefede bir anlamıyla “fenomonolojik” sözüyle anlatıyoruz- hiçbir hekim, hiçbir bilimci, bilim insanı bilemeyecektir. Benim beynime birtakım kordonlar bağlayabilirsiniz, beynimden ne geçtiği konusunda birtakım dalgalar veya başka şekiller olarak ekranda bir şeyler görebilirsiniz, ama benim ağrımı hiçbir zaman hissedemezsiniz. Dişim ağrıyorsa, benim dişim ağrıyordur, ama dişimin ağrımasından kaynaklanan, bu dişimin olduğu bölgedeki fizyo-nörolojik hadiselerin, işte elektriksel, kimyasal semptomlarını görebilirsiniz dışsal olarak; ama içsel yaşantımı benden başka kimse yaşayamaz. Belki de, hesabını vermekte zorlanacağım bir sav ile: Tanrı bile.

Çünkü bunun çok içsel bir şey olduğunu düşünüyorum. Buna rağmen, bunların hepsi paylaşılıyor, daha küçük yaşlarda babamın üzülüp üzülmediğini, sevinip sevinmediğini anlayabiliyorum, bir insan yavrusu olarak. Hayvanlar da anlıyor dikkat etmişseniz, kedi benim kucağıma geldiği zaman, “defolsun gitsin, bu kedi” diye içimden bir düşünce geçirdiğimde, kedi çekip gidebilir, hissediyor. Demek ki, bedenimden birtakım dalgalar çıkıyor belki, benim o duygu ve düşüncelerimi ele verebiliyor.

Can çevrem yer çevrede bir yer tutuyor. Evrende yer tutuyor. Can çevremin yıldız tozlarıyla da iletişimi var.

 

Hakkında Mahmut Tolon

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*