yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
24 Ağustos 2019 Cumartesi
SON HABERLER
Çağımızın Nekadar Farkındayız ?  Ahmet İnam

Çağımızın Nekadar Farkındayız ? Ahmet İnam

Çağımızın Nekadar Farkındayız ?

Çağım, daha önce yaşanmış çağlardan ne açılardan farklı acaba? Benim, burada yorumum bilgi açısından olacak. İnsanın bilgisini yaşaması açısından. Önce kimi saptamalarla başlayayım:
a) Bilimde üretim, ona paralel olarak bilgi üretimi hızla artıyor. Dünyanın geldiği sosyo-ekonomik ortamda, düzenin kendini sürdürebilmesi üretim-tüketim sürecinin işlemesine bağlı. Bunun için, Marksist anlamda bir üst yapı kurumu olan kültürün de bu sürece katkıda bulunması gerekiyor. Bilgi, bir teknoloji oluyor, eğitim, medya kurumlarında, üniversite ve araştırma örgütlerinde üretiliyor. Binlerce gazete, dergi, televizyon kanalı, insanların gerçeklik algılarını, dünya yorumlarını belirliyor. Belirlemeye çalışıyor. Haber olarak, düşünce olarak, şaşırtıcı, etkileyici özellikler taşıyan bilgi dünyayı dolaşıyor.
b) Olabildiğince çok sayıda haber, düşünce, görüş, bilgi, olabildiğince hızlı biçimde ulaşabildiği beyinler tarafından kuşanılıyor. Bu hızlı ve niceliği yüksek üretim, sözde ilginç haberlerin, sözde ilginç görüşlerin ortalıkta fokur dokur kaynadığı bir kültür ortamı oluşturuyor. Dünyanın bir köye dönüştüğü savı ile birlikte bu köyün kıyı köşesinde milyonlar, bu oluşumdan habersiz, savaş ile açlık ile ölüp gidiyorlar.
c) Üretimin bu gezegenden evrene attığı çığlıkta, birçok yerel kültürün, milyonlarca insanın iç dünyasının sesi yok! Uzaya çıkan insan, yeryüzündeki tüm insanları kavrayabilmiş, onların nabzını tutabilen, duygularını, iç dünyalarını anlayabilmiş insan mı?
d) Üretim çarkı yazıp çizenlerden, düşünenlerden ilginç düşünceler üretmesini bekliyor. Onlar da her gün ellerinden geleni yapıp, bunu gerçekleştirmeye çabalıyor. Bu ilginç fikirler çöplüğüne dönmüş çağımız kültür ortamından geriye ne kalacaktır?
Böyle bir durum:
a) Çağımız insanını sığ bilgilerle yaşamaya zorluyor. Yaşam hızı, durup düşünecek, özümseyecek zaman bırakmıyor insanda. Bilgi üretiminin hızına da yetişemiyor insan. Bilimin giderek dallı budaklı hâle gelmesiyle bildiklerimiz kulaktan dolma malûmat düzeyinde kalıyor.
b) İletişim araçlarıyla sağlanan sözde yakınlık, insanın kendine özgü iç dünyasını derinleştirmesini önlüyor. Özel dünyalar ortadan kayboluyor. Sıradan, birbirine benzeyen insanlar sarıyor kültür ortamını. (Elbette hepsi ilginç olmaya çabalayan sıradan, sığ insanlar…!)
c) Bilgi ile olan ilişkide heyecan, aşk yitiyor. İşini yapıp, maaşını yükseltmeye çalışan, sevgisiz insanların sayısı artıyor. İçselleştirme başarılamadığı için, insanın bilgisi, üstünden akıp gidiyor. Yaşam, salt “know-how” bilgisiyle yürütülmek isteniyor.
d) İnsan giderek eksik insan oluyor. Bütünlüğünü yitirmiş, duyguları, düşünceleri, eylemleri ve toplumsal ilişkileri arasında bütünlüğün yittiği insan. Gerçeklik algısında bütünlük yitince, dünyaya bakışında bilimle efsane birbirine karışabiliyor!
e) Sıradanlığını fark ettikçe özgün olmaya çabalıyor. Özgün olmayı, iç dünyasını yitirdiği, sığlığa düştüğü, “teknik bilgilere” takılıp kaldığı için başaramıyor. Salt çevresinin ilgisini çekecek, patronunu mutlu edecek görüşlerle yetiniyor. Durup düşünecek, durup derinleşecek zamanı yok. Hızla üretmek zorunda. Zamanı bulsa da kültür piyasasına üretim yaptığı için sığlığını sürdürmek zorunda.
Böyle bir dünyada insan, onu derinleştiremeyen, bütünleştiremeyen yalancı doyumlarla kendini avutuyor. Ne yapıyor? a) Aidiyet duygusunu abartıyor! Belli topluluklara sığınıyor. Kulüpler, tarikatlar, partiler, gruplar ….b) Eğlenceye vuruyor kendini. Hız odaklı yaşamı emmeye çalışıyor. c) Mistik heyecanlar arıyor. Geleneksel mistik okulların, uzak doğu hikmetinin bilgilerine erişmeye çabalıyor. Bunu da gereği gibi yapamıyor. Neden? Teknik bilgisi yetmiyor da ondan. Kendini vermeyi, adamayı, bilgisine uygun tavır içinde olmayı başaramıyor. d) Kendini aşırı meşgul ediyor. Kendini işe vuruyor. e) Herkes gibi olarak, sorunlarından kurtulmaya çabalıyor.
Sığlaşma, yozlaşma tehlikesi ile yüklü gerçeklik yorumlarımız üstüne bu yazı da aynı tehlikeyi taşımakta.

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*