Büyülü Orman’ın Dans Eden Çınarları (Efes-Mimas Kültür Rotası)

Gezi Rehberi

BÜYÜLÜ ORMAN’IN DANS EDEN ÇINARLARI

Urla’nın Ovacık Köyünde, küçük, gizli bir orman vardır. Bu orman büyülüdür. Ortasından küçük bir dere geçer. Derenin iki kıyısında ölümsüz çınar ağaçları yaşar. Ölümsüzdürler çünkü hiç durmadan dans ederler. Bu, su perileri tarafından onlara öğretilmiş sihirli bir danstır. Fakat bu ağaçlar insanları gördükleri anda oldukları gibi donakalırlar. Tekrar canlanabilmeleri için ise onlara kalbiyle bakıp, kalbiyle dokunan bir insan görmeleri gerekir. Yoksa ölümsüzlük sihri bozulur ve ölürler. Eğer siz de kalbinizle görenlerdenseniz, onlarla beraber dans bile edebilirsiniz.

EFES-MİMAS KÜLTÜR ROTASI

Urla’ya gelince yapılacak en güzel şeylerden biri doğa yürüyüşleri. Bu sihirli orman, aynı zamanda Efes-Mimas Kültür Rotasının, Ovacık Köyünden, Seferihisar’a bağlı İhsaniye ve Turgut Köylerine kadar uzanan şahane bir doğa yürüyüşü etabının da başlangıç noktası. Etap toplamı 5km civarında ve son derece kolay seviyede, tarla, orman yolu ve toprak yoldan oluşan bir parkur.

Ayrıca Turgut Köyü son birkaç yıldır Seferihisar Belediyesi desteğiyle lavanta üretimi yapan, yetmeyip lavanta şenlikleri bile düzenlenen bir köy. Eğer Haziran ilk haftasında buralarda olursanız şenlik takvimini kontrol edip etkinliğe katılabilirsiniz.

Sonuç: Parkurun tamamını yürümeseniz bile aracınızla ya da minibüs ile Ovacık Köyüne gelip, yaklaşık 1 km kadar yürüyerek sihirli ormanı bulabilirsiniz. (Yolun girişinde yönlendirme tabelasını göreceksiniz. Ya da dereyi kimse sorsanız yolu gösterir) Hatta bunu yapmadan Urla’dan dönmemeniz konusunda hararetle ısrar ediyorum.  Eğer Ekim-Kasım aylarında buraya gelmişseniz sadece buraya değil, sonbahara da aşık olacağınız muhteşem renkler ve sesler ile karşılaşacağınızı garanti ediyorum. Nisan-Mayıs da gelmişseniz, dere, suyu en yüksek seviyesine ulaşmış, minik kaskatlar yaparak akarken, görüntü ve sesleriyle, kuş cıvıltılarıyla mest etme garantili.

Meraklısına Not: Parkurun Turgut Köyü‘nden Azmak Koyuna uzanan bir etabı daha var. Bu etap 6.5 km civarında. Yine gayet kolay, bu kez, meyve bahçeleri, tarlalar, zeytinlikler içinden geçen, azıcık da olsa asfalta da çıkılan ama en güzeli sonunda sizi denizle buluşturan bir etap. Yalnız dikkat etmeniz gereken hususlar: 1- Bu etapta pek orman olmadığından yazın sıcaklarda tavsiye etmiyorum. 2-Azmak Koyu bakir, tesis olmayan bir koy. Yerleşimlere de buradan pek vasıta yok. Bu yüzden ya burada kalıp kamp yapmanız ya sizi buradan gelip alacak kadar iyi bir ahbap bulmanız ya da Turgut Köyüne geri yürümeyi göze alacak kadar kondisyonlu olmanız gerekir.

BÜYÜK İSKENDER’İN ÇILGIN URLA PROJELERİ

Tarihin en destursuz komutanlarından Büyük İskender, M.Ö.4.yy ortalarında Smyrna (İzmir) çevresinde yer alan İonya liman kentlerine gelir. Akıl almaz yaşam enerjisinin tümünü dünyada büyük bir Hellen İmparatorluğu yaratmak uğruna telef zebil eden komutan, yolu üzerindeki ticaret kentlerinin birbirleriyle olan bağlarını güçlendirmek için vardığı her yerde birbirinden çılgın imar projeleri planlar. Bunlardan bazıları hayata geçer ama bazıları proje olarak kalır.

Günümüzde, Urla-İskele’deki Karantina Adası ile ana karayı bağlayan karayolundan denize baktığınızda bu bağlantıyı ilk sağlayan antikçağ karayolunun dev blok taşlarını, Büyük İskender’in Urla’da hayata geçmiş projesinin hatırası olarak izleyebilirsiniz.

Baby Face Makedonyalı’nın Urla’daki esas çılgın projesi,  artık her ne olduysa gerçekleştiremediği ve de zaten yok artık dedirten bir proje:  İskender, Urla’da işini bitirmiş, artık güneye Teos’a (Seferihisar) inmek istemektedir. Fakat bunun için tüm Mimas (Karaburun) yarımadasını dolaşması, yani üç dört gün yol gitmesi gerektiğini öğrenir.  Bu durum çok canını sıkar. Kuzeyde Smyrna, güneyde Teos gibi iki önemli liman kentinin arasındaki ulaşım bu kadar zor olmamalıdır. Açar haritayı önüne. Mimas burnunun (Karaburun) anakaraya dar bir kıstak ile bağlı olduğunu görür ve der ki; ‘’Beeen bu kıstağı yarar geçerim. Karadan gidemiyorsam, buraya deniz getirir, gemiyle geçerim.’’  Bu kıstak bugün Gülbahçe’den Demircili koyuna inen bölgedir. Gel gör ki arazi kayalıktır. Yarıp geçmek ne kadar büyük olursa olsun İskender için bile öyle kolay değildir. B planı olarak Urla burnunun doğu tarafındaki, yukarıda bahsettiğim sihirli ormanı da içine alan Ovacık Köyü ve güneyde Seferihisar- Azmak Koyu arasındaki kıstağı gözüne kestirir bu kez. Fakat görüyoruz ki çılgın proje kağıtta kalmış, kanal açılamamış. Kim bilir, belki de güzel kalpli birileri sihirli ormana gönül gözüyle bakmaya ısrar etmiş, Büyük İskender’in büyüklüğü iyiliğin gücüne sökmemiştir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir