yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
23 Ağustos 2019 Cuma
SON HABERLER
Bu Nefret Bitmeli…Zeki KIVRAK

Bu Nefret Bitmeli…Zeki KIVRAK

Geçenlerde “nefret siyaseti bitmeli” başlığı ile bir yazı yazmış ve yazıyı şöyle sonlandırmıştım: “…Yanyana, barış içinde yaşamayı öğrenmeliyiz… ne kadar farklı düşünürsek düşünelim, dil, etnik köken ve inanç farklılıklarımız ne denli derin ve büyük olursa olsun, el ele vererek, hep beraber mutluluk içerisinde yaşayabileceğimiz bu güzel toprakları daha bir cennetleştirelim…”
Bu hafta çağrımı, kapsamını genişleterek tekrarlamak istiyorum. Yukarıdaki paragrafı lütfen tekrar okuyun. Ama son satırdaki “toprakları” kelimesini “dünyayı” kelimesi ile değiştirin.
Biliyorum, bu bir ütopya.
Gelir dağılımının bu kadar dengesiz, dil, etnik köken ve inanç farklılıklarının bu kadar derin ve onulmaz olduğu bir dünyada el ele vermek pek kolay değil. Çünkü, Urla’dan komşum Sayın Mahmut Tolon’un deyişi ile ‘gullible’ (saf, aldatması kolay) bir canlı türü olan insanoğlu, bu derin farklılıkların asla giderilemeyeceğine inanmış bir kere.
Uzun süren, ve aslında sonu hiç gelmemiş, sıcak ve soğuk savaş yıllarının etkisi hala devam ediyor. İlkel bir mülkiyet dürtüsü ile pohpohlanan paylaşım kavgası hala doludizgin sürüp gidiyor. Bu kavganın doğal sonucu olarak, dünyanın her köşesinde, sürekli olarak kin ve nefret tohumları ekiliyor. Ne yazık ki bol insan kanı ile sulanan kin ve nefret tohumları, filizlenip boy veriyor. Ama bu filizler, cehennem çalılarının; kapkara kıyamet habercilerine dönüşüyor.
Kavga, insanoğlunun doğasında var. Bu nedenle de paylaşım kavgası insanoğlunun tarihi kadar eski.
Terbiye edilmemiş insan alt kimliğindeki, çete-sürü davranış biçimleri insanoğlunun başına sürekli olarak dert açmış, açmaya devam ediyor.
İnsanoğlu binlerce yıldır, kendisine yakıştırılan “şerefli yaratık” kimliğine layık olmanın mücadelesini veriyor. Ama ne yazık ki bir türlü beceremiyor.
Kaynaklar kısırlaştığında, katma değer azaldığında çareyi savaşmakta, yakıp yıkmakta beis görmüyor, görmemeye devam ediyor.
Bu, 1204 te dördüncü haçlı seferinde de böyleydi (Papa Innocent, krizdeki Avrupa ekonomisi için çözüm olarak Avrupa Ordusu topladı. Tanrı adına kutsal toprakları kurtarmak üzere yola çıktılar ama katma değeri İstanbul’da buldular, yaktılar, yıktılar.) dünya savaşlarında da böyleydi, soğuk savaş döneminde de böyleydi, şimdi petrol paylaşımında da aynı kavga, aynı kısır döğüş.
Ardı arkası kesilmeyen kanlı savaşlar, atom bombaları, yaşlı dünyamızın kaldırmakta zorlandığı ciddi hasarlar, Yahudi Soykırımı, vicdan azapları, ve günümüze yansıyan petrol paylaşımı için kurban seçilen Filistin vs. Söylenecek kitaplar dolusu şey var ama benim esas vurgulamak istediğim bu değil.
Klasik ekonomik teoriler, tarihsel hesaplaşmalar ve çöken ahlaki sistemler Batı’ nın gözünü öylesine körleştirmiş ki çatışmayı körüklemek dışında bir çözüm göremiyorlar. İlla birileri savaşacak, çatışarak zayıf düşecekler ki bütün kaynaklar kendilerine kalsın.
Deve kuşları gibi kafaları kumlara öylesine gömülü ki, çağı yakalamakta zorlanıyorlar. Değişimi takip etmekte fena halde çuvallıyorlar.
Avrupa ‘ya bu konuda yol gösteren ABD (Hatırlar mısınız bilmem, Rumsfeld, Bush ‘un savunma bakanı Avrupa ‘yı eski olmakla, yenilikleri takip edememekle suçlamıştı, ve bence doğru söylüyordu) aynı eski gemiye binmiş durumda.
Halbuki son 30 yılda gelişen teknoloji inanılmaz bir şeyi mümkün kıldı veya kılmak üzere: Her türlü dengesiz paylaşıma rağmen akıllı politika ve teknolojiler sayesinde mevcut kaynaklar tüm insanları besleyebilir hale getirilebilir.
Yani kavga etmeye gerek kalmadı. Sadece akıllı paylaşıma ihtiyaç var.
Bu da ancak ve ancak, bir zamanlar ABD nin bayraktarlığını yaptığı, temel insan hak ve özgürlüklerini hayata geçirecek adil bir hukuk sistemi ile mümkün. Sosyal Mukavele ‘nin (Social Contract) din, dil ve etnik köken farkı gözetmeksizin tüm insanlar tarafından benimseneceği, birbirlerinin haklarına saygı göstereceği bir sistem ile mümkün.
Sayın Erdoğan’ın belirttiği gibi, bu günkü köhne hukuk sistemi ile, ne işe yaradığı bilinmez bir Birleşmiş Milletler yapılanması ile hiçbir yere varılamaz. Adaletsiz, güce dayalı bu sistemin sonu yakındır.
Artık nefrete bağlı, çatışmalara bağlı yaşam modellerinin sonu bence geldi. Her türlü nefret bitmeli.
Batı kafasını kumdan çıkarmazsa, nedeni, mazareti, ne olursa olsun adaletsizliğe göz yumar ve nefret / çatışma / çatıştırma politikalarını sürdürürse o kumdan başını asla çıkaramayacaktır.
Savaşların ve her türlü düşmanlığın sona erdiği bayramlar diliyorum…

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*