yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
5 Ağustos 2020 Çarşamba
SON HABERLER
Bu Ne Zalim Kibir? – Mine Topçu

Bu Ne Zalim Kibir? – Mine Topçu

 

 

Ne ayıp, ne günah, ne hukuk, ne bilim, ne vicdan, ne din, ne de dünyanın geri kalanı… Herkesin, her şeyin yerine bir tek o, muktedir olan o biliyor ve karar veriyor.  Yasa ise yasa, fetva ise fetva. Geriden ama gecikmeden geliyor.

Diyanet İşleri Başkanı da konuştu sonunda ve “Kadın, bedenim benimdir diyemez, o emaneti taşıyandır, ne annesi, ne babası cenin üzerinde hak sahibi değildir, dinen (tıbben değil) meşru bir neden olmadıkça çocuk düşürme haramdır cinayet hükmündedir… , döllenmiş yumurta hücresi bir birey olarak yaşama hakkına sahiptir” buyurdu.

Başkan, bilimsel ve hukuksal jargonu garip bir biçimde de olsa bir arada kullanarak, evrensel nitelikte bir çıkarsama yaptı ve fetva ile de yetinmedi,  yasaların bu durumu genel olarak çözmelerinin mümkün olmadığını belirterek, her duruma özel hüküm gerektiğinden bahisle ezcümle, bundan böyle kendilerine sorulmasını istedi.

Diyanet,  bir yandan kurum olarak devlet protokolünde kendine daha iyi bir yer için çabalarken, bir yandan devlet üstü bir konumdaymış gibi daha sık “ caizdir, değildir” diyerek girecek hayatımıza anlaşılan. Çünkü sonra konuşan muhterem bir bakan da “ Din, vicdanın cezaevine sığamaz. Din camide, evde, sokakta, işyerinde (şimdilik özenle devlet’ i atlayarak) her yerdedir” dedikten sonra telaşla ekledi  “ hükümet olarak biz istemedik ama toplumu ilgilendiren her konuda anayasadan gelen hak ile kimseden izin almadan konuşacaklarını” bildirdi Diyanetin, yeni bir devlet aygıtına kavuşmanın gizlenemez keyfi ile.

Bir kadın olarak bedenim benim değilmiş, emanetçiymişim kutsal döl için. Tecavüzcümün dölünü bile doğurmalıymışım, üzerinde hiç hakkım yokmuş ki doğurup doğurmama kararı benim olsun. Bu utancı (tabii o da benim) taşıyamazsam kendi canıma kıyabilirmişim. Tecavüzcünün fikri ne acaba?

Bir insan, bir kadın,  bir anne, bir vatandaş olarak bir haftadır medyada, toplantılarda stadyumlarda sergilenen acemi, sıkıcı müsamereleri izlemeye, düzeysiz, temelsiz görüş ve yorumları duymaya,  çığırtkan yazıcıları okumaya ancak bu kadar dayanabildim. Erkek erkeğe oturup kadının bedenini, onurunu didikleyip dururlarken, akıl sınırlarını zorlarlarken akıllarından geçmediğini anladığım basit, çok basit sorulara yanıt istemeye karar verdim.

Henüz cenin bile denemeyecek hücre yumağını bebek,  yavru, çocuk, hatta birey olarak niteleyip her koşulda onların yaşama haklarını, onları doğuracak kadınlarınkini hiçe sayarak savunurken onca kadının dünyaya sağlıklı getirdiği çocuklara karşı sorumluluğunuz yok mu?

Hayallerinize hizmet edecek kitleler yaratmak için mi, size asker lazım, size oy lazım, size kalabalıklar lazım diye mi, üzerlerinde anne babalarının bile hakkı olmayan bu sabiler annesiz de kalsalar çoğalsınlar istiyorsunuz? Bu hakkı size kim veriyor?

Dağlarda ölen çocuklar kutsal emanet değiller miydi?

Anneleriyle beraber itilip kakılan, dövülen, öldürülen sokaklarda yaşayan, minicik bedenleri ucuz iş gücü olarak kullanılan onca çocuk başka yollardan mı geldiler dünyaya?

Üreten,  vergi veren, sorumlu vatandaşlar bakabildikleri kadar çocukla yetinirken, aile planlaması yapmayan, yapamayan yoksul, cahil bırakılmış ve bu gidişle böyle kalacağı anlaşılan kesimleri ve “saldım çayıra Mevla’m kayıra” rahatlığında doğuran, doğurtanları neden teşvik ediyorsunuz?

Tecavüz sonucu bile olsa diyerek doğurmaya zorlayarak bazen annenin canı pahasına dünyaya gelecek çocuklara bakmayı kimin adına taahhüt ediyorsunuz?

Böbürlenerek “devlet bakar” derken, hâlihazırda devletin baktığı çocuklara verilenleri yeterli ve uygun mu buluyorsunuz?  Hak ettikleri gibi yaşadıklarına mı inanıyorsunuz?

Kimsesiz ya da yasalara göre ailelerinden aldığınız çocuklara yeni çocuklar ekleyeceğinize onlara daha iyi bakmak daha mı az insanca?

Anneleriniz rahmetli olduğunda koca adamlar annesizliğinize ağlıyorsunuz da başkalarının çocuklarının annesiz olması, kalması, bırakılması umurunuzda değil mi?

Ailelerinin bile kızlarına, gelinlerine söylemeyi hak görmedikleri bir mahremiyete hoyratça dalarak “daha çok çocuk yap“ dediğiniz kadınlardan utanmıyor musunuz?

Bir kadının bedeninin parçalanmasına izin vermesinin keyfi olduğunu mu sanıyorsunuz?  Daha büyük korkusu, endişesi, umutsuzluğu, çaresizliği olmasa, bedeninden parça koparılmasına razı olur mu sanıyorsunuz? Ayrıca her halükarda günahı vebali kendisine ait değil mi, size ne?

Kürtajı cinayet olarak görmekte samimi iseniz, her kadına doğru eğitim ve sağlık hizmeti ulaştırmayı, sağlıklı doğurabileceği ve bakabileceği sayıda çocuk sahibi olmasını sağlayacak yardımı niye esirgiyorsunuz?

Hala çocuk ölümlerinin yüksek olduğu bu ülkede sağlıklı büyütmek mi, canlı doğurmak mı önemli?

Anaların ve çocuklarının canına kasteden şiddeti durdurmak, sorumsuzca “çocuk doğurun” demekten daha çok göreviniz değil mi?

Bedenin sahibi kadın dururken siz kim oluyorsunuz da her koşulda, ne pahasına olursa olsun doğurmalarına karar veriyorsunuz?

Mevcut yasalar kürtajı teşvik mi ediyor ki yasaklıyorsunuz?

En karanlık çağlarda, en zalim rejimlerde bile kadının çilesi olmuş, bedelini tek başına ödediği günahı olmuş, canının karşılığı olmuş bir olgu ile “yasakladım bundan böyle deyince baş etmiş mi olacaksınız?

İnsani duygularınızda samimi iseniz, zorunlu durumlarda, uygun ortamlarda doğru biçimde yapılacak bu hayati operasyonların işkence ve cinayete, zulme dönüşeceğini göre göre niye ısrar ediyorsunuz?

Samimi iseniz pıtrak gibi çoğalan özel hastanelerde doğal süreçmiş gibi dayatılan sezaryenle doğumların bu kadar yaygınlaşmasına,  bu durumdan birilerinin bunca zaman nemalanmalarına niye izin verdiniz?

Hakkında Mahmut Tolon

3 yorum

  1. Mine’ciğim, herşeyi o kadar güzel yazmışsın ki……Ama bu garipçeler, tecavüze uğramış kadını suç işlemiş olarak görürlerse, “kadınlar kürtajı doğum kontrol amacıyla istiyorlar ” derlerse bunlar garipçelerdir. İş burada bitmiştir. Ama bu garipçelerden bir tanesine bir kere kürtajın ne olduğunu anlatacaksın ki (!!!!!!!) anlayacaklar kadınların isteye isteye bu yola başvurmadıklarını… Allah tüm dünyayı ve de tüm kadınları bu garipçelerden korusunnnn………………….

  2. Mine hanım, kaleminize sağlık bütün yazdıklarınızın altını imzalarım…Sokaklardaki dilenen,
    trafikte satış yapmaya çalışan,küçük yaşta çalışmaya zorlanan çocuklar başka diyarlardan getirildiler sanki..Şuursuzca siz doğurun biz bakarız diyorlar..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*