yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
4 Ağustos 2020 Salı
SON HABERLER

Bayramlar ve Yeni Yıllar Süleyman Müfit

Öncelikle Bayramınızı ve Yeni Yılınızı kutluyor, yeni yılda her gününüzün bayram sevinci içinde geçmesini diliyorum.
Sanıyorum yaklaşık bu biçimde bir çok dilek aldınız başkalarından, ve siz de başkalarına gönderdiniz.
* * *
Bu dilekler, hayatımızda bir şeyleri değiştirmeye yetiyor mu acaba, gerçekten daha mutlu olmaya yetiyor mu? Ya da, gelen her yeni yıldan mutluluk beklemenin gerçekte bir anlamı var mı? Mutlulukları gelenler mi getiriyor? Mutsuzsak, gidenler mi mutluluğumuzu götürüyor?
Ne o, ne diğeri. Ne yeni yıl gelirken heybesinde bizim için biçilmiş mutluluk elbiseleri var, ne de hayatımıza gelenler bizim için mutluluk elbiseleri biçip geliyorlar. Mutlu olmak, bir bilgi işi. Mutlu olma bilginiz varsa, kendiniz yaratıyorsunuz mutluluğu, mutlulukları… Yani bir yerlerden gelmiyor; biz yaratıyoruz, ama ancak kendimizde olanı, içimizde var olanı ve içimizde kıpırtılarla yaşayanı kullanarak.
Gene de her yılın bitiminde (bir başka anlamda, yeni bir yıla her girişte) kısa da olsa bir envanter çıkarıyoruz hayatımız için, hayatımıza bakarak.
Bu yıl hayatıma giren insanlar geliyor aklıma öncelikle. İçlerinde çok sevdiklerim geliyor aklıma daha da öncelikle. Hatta ve hatta, onlarla özdeşleşmiş, içimi yakıp kavuran an’lar, bir akordeon sesi, bir dolunay gecesi, bir kırda esintiler, ıslanan ayaklar gibi, kendi başına anlamı olmayan ama özdeşleştiği insanla anlam kazanan an parçacıkları, her şeyden daha öncelikle üşüşüyor beynime… Ayrılığın bile silemediği gülümsemeler kalıyor içimizde, içimizi ısıtan.
Kaç kere daha sevmenin kıyılarına gidip, kaç kere daha o kıyılardan susuz döneceğimi düşünüyorum, hiç mutsuzluk duymadan. Hatta, hayata her şey dahildir deyip, gülümseyerek.
Yeryüzünde ne kadar çok ülke var, gidemediğim. Yeni yılda da bütün planlarıma rağmen gidip göremeyeceğim. Gene bir sonraki yıla, eskimiş koca bir gezi listesi ile gireceğim. Ben bu dünyayı nasıl gezip bitireceğim… Bir yeni yıl değil, kaç yeni yıl gerek?
Kitapları bu yıl da okuyup bitiremedim. Benim okuma hızımdan daha çok kitap basılıyor ve her yeni kitabın sayfalarını parmaklarım okşayamayacak gene… Gene kocaman bir liste oluşacak, yıl içinde günlerle beraber artarak büyüyen. Hiçbir zaman yeryüzündeki kitapların hepsini okumak, okumak değil ama adlarını bilmek dahi mümkün olmayacak.
Yeryüzündeki her ırktan insanla karşılaşmayı bu yıl da bitiremeyeceğim.
Hala bir Eskimo arkadaşım olmadı. Buz üzerinde bir kızakta, elimizde şişelerle sarhoş şarkılar söyleyip gümüşi renklere dalamadım. Yeni yılda kendiliğinden olur mu? Bir gece benden habersiz hayat beni o kızağa bırakır mı, elimde bir şişeyle?
Bir Kızılderili ile bir ateş başında varlığımıza ve bize armağan olan hayata şükür edip yıldızları seyredemedim. Çimen kokusunu, otların hafif meltemde çıkardığı ıslığı beraber dinleyip onun atalarının öykülerini dinlemeyi, nasıl beceririm? Ben ilk adımı atmadıkça, Kızılderililerin yanına beni kim götürecek?
Ölmeden, Fidel Kastro’nun boynuna sarılmak istedim hep… Ya bu yıl, bir uçağa atlayıp gitmedikçe bu nasıl olacak? Noel babanın heybesinden uçak bileti çıktığını gören var mı?
Tüm kıyılarını göremeden yaşadığım yeryüzü, benim evimse, ne kadar az tanıyorum evimi.. Ya siz? Evinizi ne kadar tanıdınız? Aklınızın kaldığı kıyılar var mı hayatınızda?
Aklımın ve kalbimin yarısının kaldığı tek şehir, tekne turu ile gezerken çarpıldığım St. Petersburg olmuştu. Başka hangi şehirlerin mimarisine ve estetiğine bakarken çarpılıp kalacağım ve dönerken kalbimin yarısını bırakacağım? O şehirler mi bana gelecek, yoksa benim mi o şehirlere gitmem gerekecek?
Yeni yıl veya yıllar, bize bunların hiçbirini getirmeyecek. Ama çok daha önemli bir şey getirecek: bunları yapmak için umut ve yapmak için zaman… kalan ömrümüzü geçmeyecek kadar. Adım atmaksa, bize kalmış.
Kimseye mutluluk dilemeye de gerek yok aslında; kime lazımsa, gidip alma yoluna çıkanlara, yolun açık demek kalıyor bana…
Eyy yolculuğa çıkanlar! Cesurlar, korkusuzlar! Yeni Yılda yolunuz açık olsun!
NOT: Bu yazı 01.01.2006 tarihinde www.sabahpostasi.com adresinde yayınlanmıştır.

Hakkında Mahmut Tolon

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*