yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
12 Kasım 2019 Salı
SON HABERLER
22 MART DÜNYA SU GÜNÜ

22 MART DÜNYA SU GÜNÜ

Dünyanın Tatlı Suyu Tükeniyor

Dünya suyunun tümü, yaklaşık , 1,4 milyar M3’tür. Bunun  %97,5’i deniz ve okyanuslarda bulunurken, %2.5’u tatlı su (atmosfer, yer yüzü ve yer altı suları, buzullar)olarak bulunur.

Su, yaşamın ana maddelerinden biridir. Bütün yaşamsal olaylar su ile gerçekleşir. Sadece insanlar için değil, TÜM CANLILAR için haktır ve vazgeçilmezdir. Sağlıklı bir ekosistemin devamlılığını sağlar.

Doğal varlıklarımızdan biri olan suyun yağmalanma hikayesi, ilk insanın dünyaya ayak basmasıyla başladı.

*Toplayıcı – avcı ilkel toplumlar, su kenarlarında, suya erişimin kolay olduğu topraklarda konakladılar.

*Tarım toplumu olup, ilk yerleşik düzene geçtiklerinde bu değişmedi. Ama esas, suya üstünlüğe, ilk toprak kapları yaparak ulaştılar. Onu kaynağından ayırıp, kaplara doldurup, biriktirdiler.

*İnsan  oğlunun suya hakimiyeti ise, gelişen uygarlığıyla birlikte önem kazandı. Onu kaynağından , su yollarıyla, su kemerleriyle  tamamen ayırıp, tarlalarına, evlerine dağıttılar. Sonraları, suyu öyle vahşice kullandılar ki, Sümerlerin, tarlalarını fazla sulamaktan tuzlandırdıkları ve uygarlıklarının sonunu getirdiklerini yazar tarih. Daha sonraki uygarlıklardan olan Babil’de Hammurabi Yasaları, su dağıtımı, kullanımını kurallara bağladı.

Dünyanın toplam su miktarı yıllardır ayni olmasına karşın, tatlı suyu azalıyor. Küresel iklim değişimiyle, karasal tatlı su rezervlerimizden biri olan buzullar, eriyip, dev buzul dağları okyanusların tuzlu sularında erirken, iç kısımlardakiler , artan sıcaklıkla hızla eriyip, sel olup, akıp gidiyor. Okyanuslardan, deniz ve göllerden buharlaşan sular, sağnak yağmurlarla yer yüzüne boşalıp,  yıkıcı sellerle, yer altına geçemeden, üstelik verimli toprakları da alıp, tekrar denizlere akıp gidiyor. Veya, tarım alanlarını basıp, aylarca oralarını sulak alanlara dönüştürüp, yaz gelince buharlaşıp, erittiği toprak tuzlarını yüzeyde bırakıp (toprak tuzlanması),  atmosfere çekip, gidiyor.

Durum, doğal döngüsünde bozuk düzen giderken, hızla artan nüfusa, her türlü sanayi ürünü eşya gerek; ev gerek; araba, enerji gerek. Bütün bunlar için, fosil yakıtlı santrallerin elektrik üretmesi gerek. Bunlara, iyi kurulup,işletilemeyen Jeotermal ünitelerin zehirli dumanları, tarım ve yerleşim alanlarına, ormanlara kurulan rüzgar santralleri eklenince, ekosistemlere bir de bunlar darbe vurunca, Yeşil dokumuz ne yazık ki yok oluyor..

 İşte, bütün bu faaliyetlerin sonucunda, atmosfere pompalanan karbonun, iklime yaptıkları?

Yeryüzüne yakın hava tabakalarında karbon emisyonu giderek artarak, özellikle subtropikal bölgelerde ( Yengeç ve Oğlak Dönenceleri arasında , dünyanın %15’ini oluşturan bu kuşakta dünya nüfusunun %48’i yaşıyor) küresel iklim değişikliklerine sebep oluyor. Yağmursuz geçen uzun yaz günlerinde, su buharı yüklü bulutlar, yüklerini daha kuzeye, daha soğuk bölgelere boşaltıyor. Ülkemizde Ege ve Akdeniz Bölgeleri’nde yaz aylarında akiferler boşalıyor. Kış aylarında, boşalan sağnak yağmurlar ise, yer altına geçemeden, yer üzerinden sellerle, içinde toprakla beraber akıp gidiyor.

Dünya çocukları 15 martta hepimize çok güzel bir mesaj verdiler: “BİZLERE YAŞANACAK BİR DÜNYA BIRAKIN”

Hükümetlerin desteğiyle , enerjiyi verimli kullanarak. Fosil yakıtları terkedip, yenilenebilir enerjiyi seçerek, bu seçimlerimizde ekolojik değerlerimizi koruyarak, tüketimi azaltarak , mevcut yer altı ve yer üstü sularımızı, tarım alanları, ormanları koruyarak karbon emisyonunu azaltabiliriz. Çünkü; karbonu en iyi bağlayıp, kendilerinde depo eden tek canlı var : O da, denizlerde ve karalarda yayılmış olan tüm yeşil bitkiler. Oysa, dört bir tarafımızda, suyu vahşice kullanan, deşarj sularındaki kimyasallarla sularımızı zehirleyen, o kadar çok denetimsiz çalışan işletmeler var ki…

 Yeşil dağlarımızın ağaçlarını doğrayarak, yer altı ve yer üstü sularımızı zehirleyen, sülfürik asit liçiyle çalışan nikel, kobalt (Turgutlu Çaldağ, Gördes) , kimi siyanür liçiyle (Bergama, Uşak Kışladağ), kimi bilmediğimiz kimyasallarla çalışan altın, gümüş işletmeleri (Efemçukuru). Onları durduran mahkeme kararlarına rağmen, durmuyorlar. Kolay ve ucuz yöntemlerle, doğaya geri dönüşü olmayacak bir şekilde zarar veriyorlar.

 İzmir’in suyu , Efemçukuru Altın Madeni yüzünden zehirlenme tehdidi altında. Davalar sürüyor. İzmir 1. İdare Mahkemesi, ağır metal kirliliğini açıklayan bilirkişi raporu doğrultusunda , madenin 2,5 kat kapasitesini arttırmasını içeren ÇED Raporunu iptal etti. Ama daha sonra, Anayasanın 138 maddesi hiçe sayıp, 2009/7 Genelgesi ile revize edilen yeni ÇED  onaylanmıştır. Bu ÇED olumlu belgesi, açılan dava sonunda iptal edildi.  İzmir 1.İdare Mahkemesi’nin bu iptal kararı, Çevre Bakanlığı ve şirket tarafından temyiz edilmesi üzerine Danıştay tarafından bozulmuştur. Bozma gerekçesi bilirkişilerin İzmir Üniversitelerinden olmalarıydı. Bozma kararından sonra davaya İZSU’ da müdahil olarak katılmış, İzmir dışındaki üniversitelerden oluşan yeni bilirkişilerin mahallinde örnekler alınacağı yeniden keşif kararı alınmıştır. Yeni keşiften sonra, ne olduysa sular ve toprak temiz çıkmış, sanki görünmez bir el gelip, (daha önceki keşifte yüksek oranlarda rapora kayıt edilmiş) kadmiyumu, bakırı, kurşunu, demiri, arseniği, nitratı vb. ağır metalleri temizlemiş ve maden çalışmaya başlamıştır. Karara itiraz davası açılmıştır.

Davanın ve İzmir’in suyunun akibeti, 8 Mart 2019 günü yapılan keşifte bulunan bilirkişilerin verecekleri raporuna bağlıdır.

Yine, kömürle çalışan termik santrallar ve atıkları!… Ülkemizde , özellikle İzmir Aliağa, Foça, Manisa Soma, ilçelerinde, daha pek çok baca filitresiz işletme havaya ağır metallerin yanı sıra CO2 pompalıyor. Davalar kazanılıyor. Ama işletmeler, yeni ÇED’lerle, aykırı çalışmalarını sürdürüyor.

AB ülkelerinin çoğu emisyonlarını azaltmayı başardı.

Türkiye’de, son 60 yılda, Marmara Denizi’nin 1,5 katı büyüklüğünde sulak alanımız kurudu (Amik , Suğla, Kestel, Emen, Avlan gölleri kurutularak, tarım, sanayi ve yerleşim yerlerine dönüştürüldü. Amik gölü kurutularak yerine hava alanı yapıldı. Göçmen kuşlar buralara artık uğramaz oldu. Yöre köylüleri , kurumayı: “toprak yanıyordu. Dumanlar çıkıyordu.” Diye anlattılar. Oysa o duman toprağın nemiydi. Toplam su rezervimizin %40’ı Konya havzasında bulunmakta ve 10 metre daha aşağı çekilirse Tuz Gölü’nün sularıyla karışacak. Artık Konya Ovası verimli bir ova olmaktan çıktı. Rezervleri boşalan obruklar birer birer çökmeye başladı. 1 ton buğday üretimi için, 1000 ton suya gereksinim var. Su fakiri ülkeler, buğdayı dışarıdan alarak su dengesini sağlıyorlar. Bu da , buğday fiyatlarındaki artış, ekmek fiyatlarındaki artışa neden oluyor.

Tehlike, subtropikal kuşakta bulunan su ve sulak alanlarda kendini belli etmeğe başladı. Ülkeler arasında su savaşları ve anlaşmaları yapılıyor. Bu bölgelerdeki savaşlarda ve anlaşmalarda, akarsuların sınırlarda olması belirleyici etken oluyor.

Su Anlaşmazlıkları:

Nil Nehri( Mısır, Sudan, Etiyopya)

Mekong Nehri( Çin, Kamboçya, Laos ve Vietnam)

Amuderya Nehri( Türkmenistan, Özbekistan, Afganistan)

Dicle ve Fırat Nehirleri(Türkiye, Suriye, Irak)

Şeria Nehri( İsrail, Filistin)

 Bu bölgelerdeki nüfus, 2025 yılına kadar %32 – %75 artacak.

“Su Yaşamdır” Susuzluk, gıdasızlığı, hastalıkları ve savaşları da beraberinde getirir. Dünyada , her gün 4000 çocuk, susuzluktan ölüyor ( UNICEF). Suriye’deki iç savaşın, tarım topraklarının çölleşmesi sonunda çıktığını söylüyor bilim insanları.

İklim bilimciler: “ 2030 yılında dünya nüfusu 9 milyara ulaşacak ve 1 milyara yakın insan iklim göçleri yaşayacaktır.” Diyor.

Dünyayı kurtaracak söylemin:  “SÜRDÜRÜLEBİLİR YAŞAM” olması gerekmektedir.  Sürdürülebilir Gelişme adına, Ekoloji, göz ardı edilirse sonuç her ülke için büyük felaket olur.  Yaşam için gerekli olanlar: Temiz Hava, Temiz Toprak ve Temiz Su dur.

Merih Yücel İZÇEP (İzmir Çevre Gönüllüleri Platformu) Sözcüsü

Hakkında Merih Yücel

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Wordpress Tema

Escort Eskişehir

Adana Escort

Adana Eskort

Escort Ankara

Escort

Kayseri escort

Mersin escort

escort Adana

Bodrum escort