yarimada.org yarimada.org yarimada.org
yarimada.org yarimada.org yarimada.org
18 Ağustos 2019 Pazar
SON HABERLER

13 Aralık Demirciler

ünal ufuktepe

13 ARALIK DEMİRCİLER KOYU

Bugün 13 Aralık, tam 34 yıl önce 13 Aralık 1980 yılında daha 17 sindeyken, düzmece bir yargılamayla, bir delikanlı asıldı bu ülkede, adı Erdal Eren. Birlikte peynik emek yediğim, ülkem meselelerini yurtsever duygularla tartıştığım, asılma sürecinde mahkemesini gün ve gün takip ettiğim, insan hakları savunucularına durumunu haber ettiğim, mahkemede ki savunmasını sıkıyönetim koşullarında korsan tiyatro ile halkımıza anlatmaya çalıştığım, yüzü gibi kalbi de aydınlık, adam gibi adam olan, bir delikanlı. Her yıl bugün onu andıkça kalbim bir kez daha kanar.

Dündaydaki terör olayları, kesilen başlar, hala sürüp giden düzmece mahkemeler, kadın cinayetleri, yoksulluk, hırsızlık; bütün bu çirikinlikler karşısında ne kadar düşlerinizin milyarderi olsanız da insanın düşün dünyası ister istemez kapkara oluyor. Bugün sevgilimi alıp uzaklara kaçmak istiyorum. Kaçabileceğim, sığınabileceğim tek bir mekanım var bu küçük kasabada; Güzel Urla’mın Demirciler koyu; Kuşçular köyü ve Demirciler köyü’nü geçip sonra denize ulaştığınızda cep telefonunuza “Yunanistan’a Hosgeldiniz” mesajının geldiği Türkiye’nin en batısı.

Kumsalın sonunda bir iskele vardır; pırıl pırıl denizimizi kirleten balık çiftliklerine hizmet verir. Arabanızı park edip, 40 dk kadar yürüyerek (tırmanarak demek daha doğru sanırım) o kirlilikten uzaklaşabilirsiniz. Bugün sevgili ilk kez benimle bu zorlu parkuru yürüyecek. Saat 12:00 da arabamızı kıyıya park edip muhtarın enginar tarlalarından tepelere doğru tırmanışa geçtik . Enginar tarlasından hemen sonra yaklaşık on dönümlük bir mandalin bahçesi var. Bir haftadır yağan yağmur nedeniyle sular tepelerden aşağılara süzülüyor, patika yolumuz bir dere yatağı görünümünde. Bir hafta sanki ülkem insanı daha onyesinde bir delikanlı için göz yaşı dökmüş (!). Zeytinler, mandalinler toplanmış. İlk tepeye vardığımızda karşı yakadan Seferihisarı görüyoruz, deniz masmavi, sanki Erdalıyla kucaklaşıyor. Yürek çarpıntılı, sevgili soluk soluğa, bir nefes almak gerek. Denizin Erdalına kavuştuğu, güneşin yüreğimizi yaktığı bugünde, “Denize kadar var mısın?”, diyorum sevgiliye. Şaşkın şaşkın bakıyor gözlerime, Emin misin? diye. Birinci tepeyi aşarken sağımızda solumuzda dağ çilekleri, sarılı, beyazlı, kan kırmızılı, koparıp yemek bile geçmiyor içimden. İkinciyi tepeyi aştığımızda , sanki bir başka Deniz çıkıyor karşımıza. Daha mavi, daha berrak, daha çekici. Kıyıya indikçe kışa inat, açmış papatyalara basmamaya özen gösteriyoruz. Sanki mevsimlerden bahar, günlerden 6 Mayıs . Üstümde yeşil parkam da yok, ama en azından yeşil yeleğimle varıyorum Denizime.

Yüreğim artık yangın yeri, önce çıkartıyorum ayakkabılarımı, çorabımı, biraz ürkek, usulca dokunuyorum Deniz’e . Deniz sıcak, çünkü kavuşmuş Erenine. “ Erenim daha çocuk” diyorum, koşuyorum peşinden, dalıyorum denizin derinliklerine, ama çıkaramıyorum Erenimi. Deniz “Benim gibi ne Erdalı, ne de Ali Korkmazları da koruyamadınız, yazık size, git bari oğlun Ereni koru” diyor. Bir ses işitiyorum kıyıdan ” Delisin sen, üşüteceksin, hasta olacaksın. Çık artık. Bak senin için dağ çilekleri topladım” diyor sevgilim, bir avuç dağ çileğiyle. Bugün 13 Aralık Cumartesi, Deniz’e Erdalımı teslim ettim, yüreğim yangın yeri…

Ünal Ufuktepe,

13 Aralık 2015, Urla

Yazar Hakkında

Ünal Ufuktepe

Hakkında Editör

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*